Elbette ki her kurum ve kuruluşun bütün birimleri, üstlendikleri görev ve sorumluluklar bakımından önemlidir. Zaten önemli ya da ihtiyaç olmasa birim kurulmaz, kuruma-kuruluşa yeni maddi-manevi yükümlülükler eklenmez.

Peki, neden belediyeler dedik; çünkü yereldeki vatandaşların doğrudan muhatap olduğu, hizmet aldığı kurumlardır da ondan!

Burada özellikle Belediyelerdeki birimlerden hangisinin daha ön planda, dikkat çekici ve herkes tarafından takip edildiğini tartışmak istiyorum. Yoksa belediyelerdeki, İmar ve Şehircilik Biriminden Çevre Koruma ve Kontrol birimine kadar, Fen İşlerinden Mali Hizmetlere kadar, Destek Hizmetlerinden Zabıtaya kadar hepsi son derece önemli, gereklidir.

Belediye bünyesinde hizmet veren bu birimler sorumluluk alanları içinde mutlaka önemli çalışmalara imza atıyorlardır. İmkanlar ölçüsünde kendi üzerlerine düşen görevleri yerine getiriyorlardır.

Ancak;

Kanaatimce bunların içinde hepsinin sesi, hepsinin gözü kulağı, hepsinin vitrini niteliğinde olan bir birim var ki, işte o birim bunları rezil de eder, vezir de eder. Koca koca yatırımlar yapan, işler başaran, hizmetler yapan birimler eğer ki kendilerinin sesi, soluğu konumundaki birim ve birimin başındaki sorumlu kişi görevlerini yapamıyorsa adeta hiç çalışmıyor, iş yapmıyor pozisyonuna düşer ki, sanıyorum onlar için çok acı verici bir durum ortaya çıkmasına sebep olur.

Tahmin ediyorum ki aklınıza hangi birimden bahsettiğim gelmiştir. Bu birim, Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’dür. Halkla, basınla doğrudan muhatap olan, yapılan çalışmalari topluma iletmekle yükümlü olan, Belediyenin adeta şah damarı konumunda olan bir birimdir. Fen İşlerinin yaptığı çalışmaları siz halka duyuramıyorsanız, İmar ve Şehircilik Biriminin hizmetlerini vatandaşa iletemiyorsanız, bu insanların emeğinin, alın terinin hakkını yiyorsunuz demektir. Aynı zamanda çalıştığınız kurumun lehine değil de aleyhine iş yapıyorsunuz demektir.

Belediye Başkanı canhıraş çalışırken, gece gündüz demeden oradan oraya koştururken, vatandaşa, şehrine hizmet etmek için çırpınırken, Basın Yayın ve Halkla İlişkiler ayakta uyuyorsa, hele hele basınla arasına duvarlar örmüş, kendi kafasına göre bir takım kıstaslar ve kapılar koymuşsa; ben derim ki yazık o belediyeye, yazık o insanların çalışmalarına, yazık o Başkanın mesaisine, aşkına, derdine, hizmetlerine.

Kurumun hizmetlerini duyuramayan bir birim ve bu bölümün sorumlusu çalıştığı belediyenin bütün yükünü kendi omuzlarında görmeli, herkesin kendisine baktığını, kendisini beklediğini, kendisinden bir şeyler ümit ettiğini bilmelidir. O insanların emekleri ancak söz konusu birimin layıkıyla çalışmasına ve birimin başındaki sorumlunun görevini kendi sorumluluk alanı içerisinde maksimum gayretle ve samimiyetle yapmasına bağlıdır.

Hele hele, basınla azami seviyede yakın ve irtibat halinde olmalıdır. Zira yapılan işler, yapılan açıklamalar bu kuruluşlardan geri dönüyor veya bunların gazetelerinde, televizyonlarında yer almıyorsa bu çok iyi bir durum değildir ve sonuçları da pek iyi olmayacaktır. Çünkü yapılan hizmetlerden vatandaşın haberi olmuyor demektir, halk bilmiyorsa belediyeye hiç çalışıyor diyebilir mi?

Dolayısıyla, özellikle belediyelerin Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Birimi ve bu bölümün başındaki görevli daha gayretli, daha dikkatli, daha çalışkan, daha üretken olmalıdır.

Not: Sonraki yazımızda hangi belediyenin Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü başarılı, hangisinin müdürü yetersiz kalıyor onun değerlendirmesini, tartışmasını yapacağız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.