(Bu bir gülmece yazısıdır, ciddiye alana gülerim.)

Diyeceksiniz, kardeşim koskoca bir yılı geride bıraktık, üstümüzde onun ağırlığı; yeni bir yıla henüz başladık, kafamızda ne olacak, ne olmayacak kaygısı var, sen de tutmuşsun daha ilk günden beynimizi sulandırmaya çalışıyorsun. Yok, yok öyle bir amacım yok. Ağlanacak halimize hepimiz gülebilir miyiz onun denemesini yapıyorum aslında. (Bu bir sosyal deney değildir.)

Bu gün meydana gitmeye karar verdim. Nedeni ise çaycı arızalandı çay içemiyorum doya doya. Bilirsiniz Türk milleti olarak bünyemizin, abartılı, tahmini yarısı çay ile dolmamışsa sorun var demektir. Çaycı denen nesne arızalandığı için, tipim vardı (burada aslında tüp demeye çalışıyorum), mutfak tipi değil, bildiğiniz piknik tüpü diye tanımlanan türden. Onu kullanıyordum, ancak bu aygıtı da kapatsan çay soğuyor, açık bıraksan keseyi yakıyor. (Geçen gün kıdemli ağabeylerimizden ki, burada kesinlikle saygılı olarak söylüyorum, geldi ve Pazar günü tüp biter mi? diye ortaya bir soru attı. Ben hala o tüpe de gıcığım Pazar günü bitti diye, sırf o abi yüzünden.)

Çaresiz çaycı almalıydım, işte malum meydana gittim. Meydan derken de hani şu, Kent Meydanı, Kıbrıs Meydanı değil, adını Piazza koydukları ama Türkçesi Meydan olan AVM’yi kastediyorum. (Burada söz konusu kuruluşla ilgili bir problemim yoktur kimse aksini düşünmesin darılırım.) Zaten adını niçin Meydan AVM koymamışlar hep de merak ederim. Piazza derken çok havalı oluyor da, Meydan dediğimiz zaman ucuz, sıradan, amiyane, fakir, basit gibi bir anlam mı çıkıyor acaba? Neyse burası şu anki konumuz değil ve zaten hiçbir zaman da olsun istemiyorum. Bana ne abi, adam uygun görmüş kendi dilini değil başka bir toplumun dilindeki kavramı benimsemiş, koysun.

Derken söz konusu AVM’ye yaklaştım, uzaktan bir kalabalık görünüyor, meydanın önünde. Ben de hani yılbaşı ya çekiliş falan olacak diye düşünüyorum, ne bileyim. Zaten binanın yanından girişe doğru ilerlerken de oradaki beslenme ve içme mekanlarının açık olduğunu gördüm başka bir şey aklıma gelmedi. Neyse insanlar hala orada bekliyorlar, tabi yaklaştıkça işin renginin başka olduğunu anlıyorum. Neden sonra dönerli kapıdan değil de acil ya da personel çıkışı olarak kullanılan yerden birilerinin kimlik göstererek girdiğini gördüm. Ben gariban da güvenlik amacıyla yapılıyor zannettim ki tam o anda görevli arkadaşım kapıyı kapatıyordu. Sordum tabi, sormaz mıyım?

İçeri giremiyor muyuz? Dedim. Görevli hayır beyefendi, AVM saat 13:00’da açılacak dedi. Oradan biri girsek ne olur ki diye itiraz etti ve görevli girseniz de işyerleri açık değil ne yapacaksınız ki dedi. Adam haklı. Şaşırdım mı? Evet. Neden mi? Bilmiyorum. Yılbaşı nedeniyle bir sonraki gün koskoca AVM’nin saat 13:00’da açılıyor olmasına şaşırdım. Madem geç açılacak, niye açılıyor? Madem açılacak niye geç açılıyor? Yılbaşı diye biri suç mu işledi? Ya da yeni yıl olması mı problem? Veya tatil günü diye bir AVM’nin kapalı olması ya da geç mi açılması gerekiyor? vs. vs. vs.

Sonra ben tabi dışlanmışlığın, değersizliğin verdiği ruh haliyle, ki burada yanan canımın havliyle de denebilir, anında döndüm ve geldiğim yere doğru yürüdüm. Orada bekleyen o kalabalığa da bir yuh dedim, haykırdım yüzlerine karşı. Tabi tabi, yüzlerine karşı, ama içimden sessizce. Niye bekliyorlardı, neden bir şeyler umuyorlardı, beklemeleri mi gerekiyordu, beklemeseler ne olurdu, gitseler daha iyi olmaz mıydı, gitmeliler miydi? Bilmiyorum.

Koca AVM, sokağın başındaki bakkal amca gibi ne yapmaya çalışıyordu. Kaldı ki bakkal amcam eğer işyerini açmayacaksa kapısına kapalı ya da kaç gün açmayacaksa onu dahi yazıyor. Ben de gazeteciyim ve benim de haberim yok, koskoca AVM’nin saat 13:00’da açılacağından. Utandım tabi canım, utanmaz mıyım? Benim haberim yoksa yurdum insanı ne bilsin? Ama bana da duyurmadılar ki? Ya da duyuru falan yapıldı da benim mi haberim yok? O zaman ben gazeteci değilim!

Bizde meydan çok ama biz neden hala bize bu şekilde davranan meydanı tercih ediyoruz bilmiyorum. Valla ne yalan söyleyeyim, çaycıyı geldim bizim meydanlarda aradım bulamadım. İtiraf ediyorum, bir iki gün sonra gidip AVM’de alacağım. Eğer benim eşkalimi alıp da inşallah ibret olsun diye meydanda sallandırmazlarsa, alacağım.

Neyse uzatmadan konuyu, ülkemizin önde gelen bilim adamlarından ve çok ünlü sanatçılarından Abuzer Kadayıf’ın o meşhur parçasından bir alıntı yaparak bitirmek istiyorum. ‘Boş ver abi dalgana bak, Çak o zaman çak, çak, çak…’

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.