Geçtiğimiz günlerde vizyona giren ve milli haltercimiz merhum Naim Süleymanoğlu’nun hayat hikayesini konu alan ‘Naim’ filmi; asimilasyon, soykırım, işkence gibi insanlık dışı eylemlere maruz kalan halkın sesini bütün dünyaya duyurulması adına, bir kişinin ne kadar önemli ve etkili olduğunu harika bir şekilde işlemiş.

Bulgaristan’da dünyaya gelen ve burada spora başlayan Naim Süleymanoğlu, ailesinin ve Müslüman Türk halkının maruz kaldığı işkence ve zulümleri, Türkiye’ye geldikten sonra bütün dünyaya duyurmayı başarmış ve halkının mümkün olduğu kadar rahat bir döneme kavuşmasına vesile olmuş bir isim. Süleymanoğlu’nun hayat hikayesinden öğrendiğimiz kadarıyla dönemin hakim gücü insanlık suçu işlemiş ve Müslüman Türk halkını yoğun bir şekilde amansız yaptırımlara maruz bırakmış. Bizler masum halkın yaşadıklarını merhum Naim Süleymanoğlu’nun başarılarıyla ve mücadelesiyle öğrendik. Orada yaşamaya devam edenler için geçmiş günler geri gelmesin, yaşadıkları güzel günler daha güzel günlerin müjdecisi olsun. Naim Süleymanoğlu’na da Allah rahmet eylesin.

Gelelim dönemimizdeki mazlum, mağdur halka…

Doğu Türkistan’da Çin devletinin soykırımına, asimilasyonuna, işkencelerine, zulümlerine maruz kalan masum millete. Öğrendiğimiz kadarıyla zalim Çin hükümeti Uygur Türkleri üzerindeki baskılarını, zulümlerini artırarak devam ediyor. Katil Çin hükümeti 21. yy denen modern ve gelişmiş çağda bütün insanlığın gözü önünde bu insanlık suçunu işlerken, adeta kimseden bir kelime olsun çıkmıyor. Müslüman Türk Uygur halkının yaşadığı katliamlar, zulümler dünyanın diğer milletleri bir tarafa Müslüman ve Türkler tarafından dahi duyulmuyor, görülmüyor.

Doğu Türkistanlı soydaşlarımız ve dindaşlarımız her geçen gün daha şiddetli politikaların altında yok olmaya devam ederken, bizler sıcak yataklarımızda, sıcak sobalarımızın başında ve envai çeşit gıdalarla donatılmış sofralarımızda bu yaşananları aklımızın ucundan dahi geçirmiyoruz. Medeniyetin temsilcileri, medeni yaşamın mimarları olan Uygur Türkleri sahip oldukları birikimle beraber yeryüzünde her gün kaybolmaya devam ediyor. Camiler yok ediliyor, namuslar ayaklar altında çiğneniyor, değerler, canlar katlediliyor ve en azından mazlumların sesiyiz diyen bir coğrafyadan bir tepki, bir protesto dahi ortaya konulmuyor. Hiç kimsenin aklında değil aynı zamanda kaleminin ucunda da yer almıyor.

Sözde medeni dünyanın sözde savunucuları ağızlarının dolusunca Çin hükümetinin, Uygur Türklerinin gelişmesi için bir takım çalışmalar yaptığını, eğitimlerine destek verdiğini konuşurken, aslında katil bir iktidarın soydaşlarını yok ettiğini görmezden geliyor. Birkaç tane yalan dolan görüntü ile kandırılan bu aklı evveller Çin’in Uygur Türklerine hizmet ettiğini söyleyecek kadar şuursuzlaşıyor. Evet, Çin orada hizmet ediyor ama insanlık suçuna hizmet ediyor, bir ulusun yok edilmesine hizmet ediyor, soykırıma hizmet ediyor…

Çin devletinin dünya üzerindeki hegemonyasını ve ekonomik sömürüsünü artırmak için hazırlanan bir proje etrafında kenetlenen milletler, söz konusu projede en az Çin kadar kazançlı çıkmanın yollarını aramak yerine zannediyorum, taviz üstüne taviz vermeye rıza gösteriyor. Burada Çin kazanç üstüne kazanç elde ederken diğerleri payına düşene razı olmaya devam ediyor. Aynı zamanda bu proje etrafında birleşenler bir şekilde, az ya da çok kazanç sağlarken, Doğu Türkistan’da yaşayan mazlum halk ise burada yok olma tehlikesini yaşıyor.

Projenin orta koridor olarak adlandırılan kısmında yer alan Doğu Türkistan, Çin devletin imansız, amansız, acımasız katliamlarına maruz kalmaya devam ediyor. Kan ve din bağıyla en kuvvetli bir şekilde ortak bir paydada buluştuğumuz Uygur Türkleri için ise bizlerden cılız birkaç sesten başka bir nida çıkmıyor. Hepimiz bütün dünyaya kapatılmış bir bölgede, koca bir milletin yok oluşunu duyarsız bir şekilde kabullenmiş olduğumuzu ve buna tepkisiz kaldığımızı gösteriyoruz. Bir başka noktada ise bir millet gözlerimizin önünde yok ediliyor ve bizler de sanki arenada denk güçler arasında savaş yapılıyor gibi bu katliamları seyrediyoruz. Tepkisiz, dilsiz, kelimesiz, şuursuz, anlamsız…

Seyrediyoruz pembe bir dizi seyretme sakinliği ve keyfiyle. Oysa orada soydaşlarımız, dindaşlarımız katlediliyor, yok ediliyor…

Bilmiyorum, bir Naim Süleymanoğlu da oradan çıkıp bu işkenceleri, asimilasyonu, soykırımı anlamak istemeyen dünyanın yüzüne yüzüne çarpar mı?

Bir alıntı ile bitiriyorum: “1400’lerin ortalarına kadar dünyanın en önemli ticaret yolu olan ve Avrupa’yı Uzak Asya’ya bağlayan İpek Yolu, 6 yüzyıl sonra yeniden ve bu defa Çin’in dünya hegemonyasını güçlendirmek amacıyla inşa ediliyor.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.