Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Durmuş Deveci, Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısında, basını tabiri caizse eleştiri bombardımanına tutmuş, üst üste gelen salvolarla adeta bizi kelimeleriyle biçmişti.

Daha önce konuyla ilgili yazı yazmıştım ve davet ederek bu şekilde konuşmasını doğru bulmadığımı dile getirmiştim. Tabi şimdi Sayın Rektör o konuşmasında aynı zamanda sözde gazeteciler demişti. Sanıyorum bizi o kategoride görmemiş ki naçizane bu vatandaşa da 12 Şubat Kurtuluş Bayramı vesilesiyle kutlama ilanı gönderilmesine karşı çıkmamış.

Sağ olsunlar arkadaşlar aradılar ve kutlama gönderileceğini söylediler. Ben de gönderip göndermemenin kendi inisiyatiflerinde olduğunu ancak, Rektörün son programındaki konuşmaları sebebiyle ve benim de gelip o konuşmaları eleştirmem nedeniyle bunun doğru, etik olmadığını söyledim. Kaldı ki Prof. Dr. Deveci’nin tartıştığı insanlarla muhabbeti olanları aynı kefeye koyduğu için aylar öncesinden KSÜ’den gelen haberleri de davetleri de görmüyordum. Ve söz konusu kutlama ilanını yayınlayamayacağımızı ilettim.

Evet, arkadaşlar ister göndersinler ister göndermesinler, ben o ilanı bu şartlarda zinhar yayınlayamam. Çünkü Rektör Prof. Dr. Durmuş Deveci, o programda hizmet etmeye, çalışmaya kararlı olduğunu ancak şeytan taşlamaktan bu işleri yapmaya fırsat bulamadığını dile getirmişti. Hatta bize bazı tavsiyelerde ve nasihatlerde de bulunmuştu ki bunlar mesleğimizle ilgili. Yoksa insani veya farklı konularda elbette ki tavsiye ve nasihat verir bizde bunları değerlendiririz. Ancak mesleğimle ilgili olunca ben buna karşı çıkarım. Bıraksınlar da biz yapalım işimizi. (Tabi burada onlara da hak veriyorum çünkü fotoğrafı onlar çekiyor, haberi onlar yapıyor sonra da biz onu alıp hiçbir harfine, noktasına dokunmadan olduğu gibi yayınlıyoruz. Yani gazeteciliği de onlar yapıyor.)  

Burada sanıyorum eleştirilerinin hedefinde ben yoktum, ancak meslektaşlarıma ve mesleğime yapılan bir eleştiri olduğu için ve herkesin aynı kefeye konmasından dolayı ben de üzerime alınmıştım. İsteseniz de istemeseniz de alınıyorsunuz çünkü sözler havada uçuyor ve hedefi belli değil. Taranıyorsunuz, şeytan taşlamaktan derken kimi kastetti, kime gitti o sözler anlaşılmıyor.

Konunun özü, madem biz şeytandık ve hep taşlanılmayla karşı karşıyayız; dinlere, toplumlara, insanlara zararlı olan bu şeytanların daha da güçlenmesi için ona destek olmak neyin nesi? Madem şeytanlar var karşıda niçin destek veriliyor? Madem destek veriliyor bunlara ve yardım ediliyorsa niçin şeytan deniyor? Ve günler aylar sonra verilen bu kutlama ilanı bir lütuf mu yoksa alnının teriyle kazanmaya çalışan insanların haklarının bir karşılığı mı? Bu uzatılan bir zeytin dalı mı yoksa arkadan gelecek ağır bombardımanlar öncesi timsah gözyaşları mı?

Bu son yazım olsun bu konuda, daha da yazmam. Ve diğer arkadaşlarımız dinler mi dinlemez mi bilmem ama aylarca hiç muhatap alınmadığımız gibi hiç gündeme getirmeye de gerek yok diyorum. Unutulması gereken şeyler unutulmaya terk edilmeli değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gökhan 2 yıl önce

unutamıyorum Serhat Abi :) gitsinde öyle unutalım inşAllah