Üçüncü gün, eğer bana soracak olursanız yaşanan afet mi insana daha çok acı verir yoksa insanların çaresiz kalışı ve onlara dokunamamak mı? Cevabım çok net ve açıktır: afetzede insanlara dokunamamak daha acıdır!
İkinci günde tek tük görünen yardımlar bugün daha çok görünmeye başladı. İkinci gün birkaç yere toplu çadırlar kurulduğu söyleniyordu. Ama üçüncü gün bazı vatandaşlara da çadırların ulaşmaya başladığını görüyorduk.
Yollarda ülkenin her yerinden gelen yardım tırlarını görmek artık mümkündü. Ama hala herkese ulaşılamıyor, herkesin çağrılarına yetişmek mümkün olmuyordu.
Bizde köyde bazı ailelerle birlikte hazırlanan sıcak yemek su gibi ihtiyaç duyulan erzakı hazırlayıp bir an önce birkaç gündür doğru düzgün yemek yiyememiş insanlara ulaşmaya çalıştık. Bunu yazdığım için özür dilerim, insani bir görevin bu şekilde paylaşılması hele bu atmosferde hiç insani değil ama gördüklerimi anlatabilmem için buna gerek var sanıyorum.
Birçok yerden bilgi geliyordu ihtiyaç var diye, üçüncü günde daha önce ihtiyaç var diyenlerin birkaçı artık bize yardım ulaştı siz diğerlerine gidin diyorlardı.
Bizde belirlediğimiz bir güzergahta birkaç yere ulaşalım diye başladık dağıtmaya. İlk olarak şehrin güneyindeki mahallelerden başladık.
İnsanlar yıkılan binalar gibi darmadağınık, bir tarafta sığınacak bir yer ayarlama derdindeler, bir yandan yiyecek içecek bir şeyler bulmanın peşindeler.
İnsanlar sanki kontrolsüz bir şekilde hareket ediyor gibiydi, ancak herkesin hedefi amacı çok açıktı.
Bir çadır bulabilmek, bir yudum su içebilmek, bir lokma yemek yiyebilmek…
Bütün bunlar ancak üçüncü günde gelmeye başlamıştı şehre ve insanlar çok yorulmuştu.
Akılda ve yürekte taşınan endişenin yanına bir de hiçbir ihtiyacı karşılayamama endişesi yerleşivermişti.
Daha önce hiç mi gelmedi diyorsunuzdur, gelmiştir ancak bunlar elle sayılabilecek kadar az ve yetersiz.
Uğradığımız ilk yerde bana ismi verilen kadını buldum ve sordum sen misin diye. Bir anda gözleri dolan kadın oturuyordu ayağa fırladı ve sanki depremi bir daha yaşıyordu. Peş peşe geliyordu sorular: ne oldu, kime ne oldu, bizden birine bir şey mi oldu, biri mi öldü?
Ne kadar zormuş Allah’ım böyle bir günde bir şeyler yapmaya çalışmak. Ağzınızdan çıkanların insanlarda nasıl bir tepkiyle karşılanacağını dahi bilemiyorsunuz. Çünkü insanlar haklı ve o günlerde iyi bir haber duyabileceğini düşünemiyor.
Çadır kurmaya çalışıyor insanlar, insanlar artık başka başka ailelerden oluşmuyor, mecburen herkes tek aile haline gelmiş ve hepsi birkaç metrekare çadırda yaşamaya çalışacak.
Karınca gibi her yere dağılmış insanların olduğu yerden çıkıp bir başka bölgeye gitmeye çalışıyoruz.
Kayseri yolundan gideceğiz ancak AVM’nin hemen yanındaki o meşhur Ebrar sitesi var ve orada çalışmalar başlamış.
İş makineleri gelmiş dayanmış enkazların yamacına. Sanki enkazdan dağları delip içinden yeryüzünün en nadide cevheri olan insan madenini çıkarmaya çalışıyorlar. Ve o kıymetli mahluk şimdi yıkıkların arasına düşmüş, aranıp bulunması gerekiyor.
Trafik bu noktada kilitlenmiş, vatandaşların toplayıp gönderdiği, yardım araçları artık şehrin etrafında insanlara ulaşmaya çalışıyor. Ama nasıl nerede ne zaman her şeyde bir tuhaflık var!
Uzun bir bekleyişten sonra çıkabiliyoruz buradan ve diğer yere ulaşmaya çalışıyoruz. Kentin batısı yeni binaların diyarı. Geçtiğimiz güzergahta yıkık bina yok denecek gibi fakat henüz yeni yapılmış ve içine girilmemiş bazı binalar öyle hasar almış ki insanın aklı burada donup kalıyor.
Yılların binalarının yıkılmasını anlıyor da akıl, temeli daha birkaç ay önce atılmış bu binalar neden bu kadar hasar almış burada şirazeden çıkıyor mantık.
Birçok yere ulaşmayı hedeflemiştik ancak iki bölgeye gittik. Çünkü her yerde çok sayıda insan vardı ve ancak bu iki bölgeye yetişebilmiştik. Ya diğerleri onlar ne olacaktı?
Üçüncü günde kafadaki ızdırap ve rahatsız edici bir düşünceyle ayrılıyoruz şehirden.
Sanmayın ki şehir artık üçüncü günde yardımlara kavuşmuş, ekipler bütün noktalara hakim ve işitilen her sese cevap veriliyor.
İnsan artık dayanılmaz bir noktaya geldiğini fark ediyor. Fiziksel, ruhsal ve düşünce olarak kendimi tükenmiş hissediyorum. Ama ne yazık ki bu handikabın, adeta bu amansız anaforun içinden ne beden ne düşünce sıyrılıp çıkabiliyor.
İnsanın yaşadıkları ve gördükleri sanki bir oyun bir simülasyon bazen inanmak zor geliyor.
O devasa yıkıma gözlerimle gördüğüm halde bazen gerçek mi diye bakıyorum.
Çünkü büyük bir olay ve bir anda inanmak güç geliyor…
Bugünden sonra artık yardımlar yoğun bir şekilde gelmişti, ilk günlerde göremediklerimiz artık şehre girmişti. Ancak bunun muhasebesini hepimiz ama istisnasız hepimiz yapmalıyız. Allah bir daha böyle bir afeti vermesin ülkemize ama buradan çok büyük çok büyük ders çıkarmamız gerekiyor.
Sonraki günlerde dikkatimi çeken neler oldu, enkazlarda nelere şahit oldum.
Leyla 3 Yıl Önce
Nelere şahit olduk, neler yaşadık????
Selim Tahir 3 Yıl Önce
Gördügünüz izlenimlerinizi O kadar yumuşatarak yazmışsınız ki,ihtiyaçlarını il kordinasyon başkanlıgına kayıt altına aldırmış biri olarak ne yazabilirim....Yoktu yoktu yoktu... Canlarımız günlerce kurtarılmayı bekledi.Utancımızdan fotograflamayı ve kayıt yapmayı düşünemedim yaşadıklarım benimle sarılı...