2025-02-05 23:18:09

Kahramanmaraş'ta Basın Yok Edilmeye mi Çalışılıyor?

M. Serhat TOPALCA

serhattopalca@hotmail.com 05 Şubat 2025, 23:18

İki yıl önce bugün, zamanın en büyük felaketlerinden birinin yaşanması için geri sayım başlamıştı fakat herkes olacak büyük yıkımdan habersiz günlük rutinleriyle meşguldü.

Biliyorduk, bekliyorduk ama tahmin edemiyorduk. Sıradan bir günden geriye kalanların son demlerini tüketiyor, gelecek yıkımın dehşetinden habersiz adeta bekliyorduk.

Felaket, 5 Şubat’ın bitip, 6 Şubat’ın başladığı ilk saatlerde ansızın geldi, insanlık tarihine unutulmayacak, hafızalara kazınan o dehşetli afet 6 Şubat 2023 04:17’de bütün korkunçluğuyla başladı.

Artık her şey bitmiş, afetin alacağını alıp, işini bitirmesi bekleniyordu, çaresiz bekleniyordu.

Karanlık gecenin ardından sisli, soğuk, korkunç, insanı çıldırtan manzarasıyla gün ağarmış, acıyı insan varlığının her zerresine kazıyarak işliyordu.

Beyinler durmuş, bitmişliğin pençesinde kıvranan bir av gibi belirsizliğin ortasında savrulup gidiyordu.

 Gün ışımadan ve gün ısınmadan ikinci büyük darbe gelmişti ve 13:24’te bir daha zelzelenin avuçlarında kalınmıştı.

Peş peşe aynı gün içinde yaşanan 2 büyük deprem Kahramanmaraş başta olmak üzere ağırlıklı olarak 4 ilde, daha hafif olarak 7 ilde de felaketi gözler önüne sermişti.

Başta sevdiklerimiz olmak üzere çok büyük kayıplar verdik. Giden canlarımızın ardından nutkumuz tutulmuş şekilde hicran ile yutkunup kaldık, fakat çaresiz kabullenilmiş içinde her şeye rıza göstermiş, yeni bir ümit peşine takılmak için her yöne bakar olmuştuk.

Çok şeyimiz gitti, o tarihte, artık hiçbir şey 6 Şubat’tan öncesi gibi olmayacaktı.

Her şey değişti, her şey yeni bir başlangıç için ayağa kalmaya çalıştı.

Geçen 2 yıllık zaman zarfında, sevdiklerimizin acısı hala taptaze dururken, yaralarımız Kahramanmaraş’ta olabildiğince hızla sarılmaya çalışılıyor. 

Belki de Kahramanmaraş kendi tarihi içinde hiç bu kadar şanslı olmamıştı, bilmiyorum diğer deprem bölgelerinde de manzara böyle mi fakat Kahramanmaraş’ta çalışmalara iyi denebilir.

Elbette ki böylesine büyük bir yıkımdan sonra yığınla sorun ortaya çıkacak, bazı konuların çözümünde yavaş ve eksik kalınacak. Ama onların mümkün olan en hızlı ve en iyi şekilde tamamlanacağına olan inancımı korumak istiyorum.

İki yıl sonra en büyük kayıpları yaşadığımız şehir merkezindeki bölge yeniden ayağa kaldırılmış durumda. Çalışmalar bu şekilde devam ederse ikinci ve üçüncü etap çalışmaların da kısa sürede tamamlanacağını görüyorum.

Bu sadece kent merkezinde değil il genelinde aynı şekilde devam ediyor. Bazı yerlerde eksikler, yavaşlıklar olabilir sabırlı olmak, biraz yaşadığımız felaket sonrası bunların normal olduğunu kabul etmek mecburiyetindeyiz. İnşallah diğer illerde de durum Kahramanmaraş’taki kadar iyi gidiyordur.

Burada kısa olarak depremden sonra sektör olarak hangi durumda olduğumuza da değinmek istiyorum. Çünkü depremde basın sektörü olarak biz de aynı şeyleri yaşadık ve biz de birer depremzedeyiz.

Nasıl toplumun sorunlarını, ihtiyaçlarını, eksiklerini vs dile getiriyorsak zaman zaman kendimizle ilgili de konuşmamız gerekir.

Depremden sonra bütün herkes gibi biz de çok büyük kayıplar verdik. Fakat gördüğüm kadarıyla adeta kaderiyle baş başa bırakılan bizim kadar başka meslek grubu olmadı.

Evi, ofisi yıkılmış biri olarak ve gördüğüm diğer meslektaşlarımın durumunu da göz önüne alarak konuşuyorum, kendi çaresizliğiyle baş başa bırakılan insanlar olduk.

Bizi her zaman mesai arkadaşı olarak nitelendirenler adeta yokmuşuz gibi davrandı. Ufak tefek birkaç desteğin dışında yapayalnız kaldık.

Birçoğumuz evini, ofisini, sahip olduğu bütün ekipmanları kaybetti. Fakat bunun telafisi için yardım ve destek adı altında gönderilen ekipmanlar çok yetersiz, destekler ise araçların çantasını alamayacak kadar dahi komikti.

Benim gördüğüm kadarıyla meslektaşlarımın büyük çoğunluğu bütün bunlara rağmen vakurla, metanetle, sabırla ve kendisine yakışır şekilde ayakta durdu.

Depremden üç dört sene önce başlanan basın evleri acaba şimdiye kadar tamamlanıp, evsiz bürosuz kalan bu depremzede gazetecilere şu ana kadar teslim edilemez miydi?

Kirada ya da başka bir yerde sığınmacı gibi duran bu insanlara yıllar önce verilen bu hakları geçen iki yıl içince iade edilemez miydi?

Her şeyini kaybetmiş bu insanlarla çalışan, kurumlar, STK’lar kuruluşlar, iş dünyası acaba bu insanlara verecekleri hizmet karşılığında yaralarını saracak, ayağa kalkacak kadar iş veremez miydi?

Bütün bunlar bir yana Kahramanmaraş’ta basının, gazeteciliğin ve gazetecilerin yok edilmeye çalışıldığını düşünüyorum!

Kurumlarda ortaya çıkan taraf olma ve birtakım oluşumlar hazırlama gibi yanlış bir çalışma şekli depremzede bu insanlara daha büyük darbe vuruyor.

Sektöre gözünü, kulağını, dilini kapatanlar bu dönemde en yüksek seviyeye ulaşmış durumda.

Unutmayın bu dünyada sarı öküz giderse sıra tüm sürüye gelir ve bunu da sarı öküzden başka kimse durduramaz.

Yorumlar (1)

Adil Durmaz 1 Yıl Önce

Yalnızca Kahramanmaraş'ta değil, tüm yapılan yenilikler adı altındaki ihanetlerle yerel basın, yerel gazetecilik ayaklar altına alınıyor.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.