2022-10-20 23:39:45

Fitnenin Başı mı Olmak İstiyorsunuz?

M. Serhat TOPALCA

serhattopalca@hotmail.com 20 Ekim 2022, 23:39

KMTSO seçim sürecinde yaşanan bazı olaylar ve ifade edilen bazı sözler nedeniyle sert bir yazı kaleme almıştım. Yazının başlığı da Fitnenin Başı mı Olmak İstiyorsunuz değil; Fitnenin Başı idi.

Fakat devam eden seçim sürecinde demokratik yarışın edilecek sözler ve yapılacak eylemlerle gölgede kalmaması için vazgeçmiş, adaylar kendi arasında konuyu tartışsın, halletsin diye düşünmüştüm. Ve o yazı yerine bunu yeniden kaleme alarak hazırlıyorum.

Yani bazıları gibi ağza alınmayacak sözleri sarf etmek yerine almamaya özen göstererek, kin, nefret, husumet, adavet oluşturacak en ufak biz söz ve davranıştan uzak durmanın her şeyden önce bir insanlık görevi olduğunu düşünüyorum.

Lakin geldiğimiz noktada yarışan adaylar bir tarafa, bazı insancıklar adaylar üzerinde tuhaf bir gerginlik başlatmış sadece bununla da kalmamış, bazı iş adamlarını da bu konuya meze yapmaya başlamış.

O zaman biz de bazılarının sözleri ve davranışları üzerine bir iki kelam edelim:

En başta, kardeşlik, birlik, dayanışma, fedakarlık, dostluk, demokrasi, anlayış, barış diye ortaya çıkıp hemen arkasından eğer iki liste olursa insanlar arasında şöyle ayrılık olur, böyle küslük, şu bu olur demek hangi ilim, bilim, din, mezhep mantık, felsefe, tarih teziyle izah edilir?

Biz dostuz deyip, kardeşiz vs deyi hemen arkasından Osmaniye’de bilmem ne seçimi sonucunda şöyle bir girişimde bulunuldu diye bildiğiniz kin, nefret, kavga kokan bir söylem dile getirmek doğru mudur?

Bu konuda tehlike olarak anlamlandırılacak sözlerin alenileşmemesi, sözün ruhunda barındırdığı tehlikenin açığa çıkıp, süreci bozmaması ve bazı mesajların netleşmemesi için ağzıma dahi almak istemiyorum. Mantıklı makul bir insan mantığının kabul edemeyeceği kadar şiddette tehlikeli sözlerdir bunlar.

Sonra çıkıp biz hizmet için geliyoruz, onlar yapamadı biz yapacağız diyeceksiniz ama ardından kalkıp, birlik, düzen adı altında sırf makam mevki koltuk sevdasıyla dönüşümlü bir sistemin cezp edici cazibesine kapılıp, hizmeti unutarak koltuk sevdasına gerekirse kezzabı da yudumlar ama o koltuğa otururuz diyeceksiniz. Ve bunu da sözüm ona algı çalışmaları kapsamında birlik için, beraberlik için yaptık diyeceksiniz ve dedirteceksiniz! Rahmetli Erbakan olsaydı şimdi o meşhur sözüyle kulakları patlatırcasına haykırırdı: Hadi oradan, hadi oradan!

Kişinin ağzından çıkmayan söz kendisinin esiridir, ancak dilin ucundan dökülen ve hele hele buram buram zehir kokan sözler artık sahibini esir almıştır. İçiyle dışı, sözüyle fikri zikri bir olmayanlar nasıl yönetime talip olur anlayamıyorum? Yoksa bütün bunlar koltuğun kaybedileceği korkusu ve paniğiyle ölçülüp biçilmeden, düşünülüp tartışılmadan şuursuz bir dimağın hezeyanları mıdır?

Şimdi ilk defa iki liste halinde gidiliyor deniliyor seçime. Efenim cinlik yapıp, kelime oyunları ve ayak oyunlarıyla lütfen güneş gibi parıl parıl ortada duran hakikati toz ile duman ile kapatma gayret ve çabasından vazgeçin. Evet, resmi olarak ilk defa iki aday listesini hazırlayıp seçime katılıyor olabilir. Ama unutmayın bu işin fitili 2018 yılında şimdi iki liste olmaz diyen kişinin adaylık açıklamasıyla ateşlendi. Yani fitili ateşleyen aslında şu an iki listeden rahatsız olan kişidir. Lütfen insanların aklıyla oynamayın, efenim 1995’ten beri ilk kez iki liste katılıyor seçime diye bir de herkesin önüne resmi bir durum koyup savınızı ispata yeltenmeyin. Adayım diye çıkmak artık ortada bir yarışın başladığını gösterir, sonra bunu dönüşümlü başkanlık ile ortadan kaldırmak realiteyi yok etmek anlamına gelmez. Dün siz adayım der çıkar, sonra anlaşırsınız ilk fırsatta da biri listesini hazırlar gümbür gümbür yarışa dahil olur.  Artık kabullenip yarışı göğüslemekten başka çare yoktur.

Peki ya bilmem hangi iş adamı desteğini Balcıoğlu’na verdi, şu iş adamı Buluntu’yu aday gösterdi demek nasıl bir hezeyandır arkadaş! Ya hu demokrasinin işlediği bir sistemde isteyen aday olur, isteyen aday diker, isteyen istediği kişiye desteğini açıklayamaz mı? Bu nasıl bir pervasızlıktır? İnsanları şuna destek veriyor diye yaftalamak, şunu aday gösterdi diye zan altında bırakmak nasıl bir şuursuzluktur? Seçme hakkı olan insanın adayını söyleme hakkı yok mudur? Hala patlattık dediğiniz kapalı kapılar ardından mı yürüsün diyorsunuz yoksa işler? Aynı zamanda eğer birine destek veriliyorsa bu da kesinlikle hileyle, hurdayla, düzenbazlıkla, etik olmayan davranışlarla olmamalıdır. Ali cengiz oyunlarına gerek yok, olmayacak işlere bulaşmaya da gerek yok, onun bunun adına, şunun bunun şanına bir destek, destek değildir! Yoksa bir seçimde sıçrar, ikinci seçimde sıçrar, üçüncü seçimde her şeyiniz ortaya çıkar. 

Bu dönemde adaylar araya kimseyi sokmadan, kimseye bir şeyleri havale etmeden, dili, gönlü, üslubu, tavrı, tarzı, hareketleri güzel bir şekilde yarışa odaklanmalıdır. Ortaya birilerini sokup küskünlüğe dargınlığa mahal vermeden, centilmence yarışmalı, kendi becerileri ve projeleriyle öne çıkmaya çalışmalıdır. Evet, bu süreç biter, hayat devam eder. Tehdit ettiğiniz adamlar iş başına gelir ya da sizin olduğunuz çatının altında olur. O zaman nasıl bakacaksınız yüzünüze? Dilinizi yumuşatıp, kinden nefretten, adavetten, kırgınlıktan ve birilerini birilerinin üstüne gönderip mesaj vermekten vazgeçmelisiniz.

Sizi destekleyen iş adamları sizin için oy toplasın, size destek olsun. Sizi seven vatandaşlar sizi sevsin kazanmanız için dua etsin. Sizin projelerinizi beğenen gazeteciler sizi anlatsın, sizin sözlerinizi beğenmeyen gazetecileri sizi eleştirsin, hatta ve hatta size destek veren gazeteciler bırakın size destek versin.

Bunca hata, bunca yanlış zaten dolması gerekeni doldurmuş durumda. Daha fazla malzeme atarak taşırmamaya dikkat etmek elzemdir.

Bu sözler, bu davranışlar sizi karanlığın kucağına çeker ve artık ışığın olmadığı bir yerde ne yaptığınızı bilemez hale gelirsiniz. Hırsın, zaafın yok edici çaresizliğine kapılıp karanlığın içinde hareket etmeye başlarsanız önünüze gelen her şeyi ama her şeyi kırmaya, dökmeye, yıkmaya başlarsınız.

Aksi takdirde fitnenin başı olarak tarihin kucağına düşersiniz ki yaptıklarınız ve yapacaklarınız sizi kurtaramaz. Ve her dil sertleşir, her kalem keskinleşir, her söz yıkıcı olur! Dile, kaleme, kelama, davranışa dikkat edilmesi dileğiyle…

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.