Bak güzel kardeşim geçen gazetecilikle ilgili bazı ipuçları verdim sana ve bizimkiler çok kızdılar bana. Niçin işin sırlarını herkese anlatıyorsun dediler, höt dediler, hüt dediler…
Ama ben korktum mu? Ne korkacağım canım, ben istiyorum ki herkes gazeteci olsun, herkes haberci olsun, o zaman memleket güllük gülistanlık olur! Herkes gazeteci olursa haberi kime yapacaksın değil mi? Onlarınki de akıl işte, bir de bana kızıyorlar!
Şimdi sana biraz daha bizim meslekle ilgili hatırı sayılır bilgiler vereceğim iyi dinle, kulağını aç, bana odaklan.
Tut ki, basın toplantısındasın mümkünse hemen programı düzenleyen, artık her kimse, onun yanına kapağı atmaya çalışacaksın. Her karede çıkar, herkese görünürsün. Hem büyük adamlara yakın olmak da var işin içinde. Öyle gerilerde durayım, hızlı şekilde hareket edeceğim yer olsun falan bunları kafana takmayacaksın. En iyi gazeteci protokole en yakın olan gazetecidir, unutma.
Geçen gün fark ettim de sen kayıt cihazı falan taşıyorsun, ses kaydıyla uğraşıyorsun. Kuzum sen aklını mı oynattın! Neden öyle sağlam bir iş yapıyorsun. Bak şimdi al bir kağıt kalem, öyle doğru ve sağlam bir not almana da gerek yok. Adam ne konuştuysa aklında şayet kaldıysa bir iki kelime onu yaz. Gerisi uydur buydur gelir zaten. Hamal mısın, mal mısın, o kadar ses kaydıyla uğraşıyorsun. Hem bilmiyor musun herkes diyor ki gazeteci yazacağını bilir. Zaten topu sana atıyorlar, yaz arkadaş yaz; altına yaz, üstüne yaz, böğrüne yaz, kafasına yaz, ne canın isterse, söylesin söylemesin sen yaz!
Canım, görmedim sanma takipteyim seni. Bakıyorum fotoğraflara hemen hemen her programı takip ediyorsun. Ah benim emekçi, ah benim hakkaniyetçi, ah benim doğrulukçu arkadaşım! Diyorlardı da inanmıyordum, her programı takip eder, her habere gider diye! Ne desem ki sana, neyse dinle şimdi. Her programa gitme, her davete katılma. Akıllı ol, haberden ziyade boyunu posunu göstermelisin sen. Bilmem hangi dernek, hangi konuda açıklama yapıyormuş. Yapsın canım sana ne! Kim onlar, minik bir dernek, Arakan’a yardım topluyormuş, zalimlere, zulümlere isyan ediyormuş! Aman canım be, ne işin var orada senin. Bak şimdi kalburüstü kişiler program düzenlemediği sürece hiçbir yere gitme, yazık. Ayaklarına, yaktığın kaloriye, harcadığın enerjiye, verdiğin emeğe yazık. Ama şöyle kelli felli, adı namı, şanı büyük biri program düzenlerse mutlaka ama mutlaka katıl. Sakın kaçırma, aynı zamanda öyle bir başına da gitme, ayıp. Herkes kınar seni, artık kaç kişi bulursan hepsini topla çık yola. Üç, beş, yedi kim varsa al götür. Kalabalık olsun canım, desinler ki falan gazete doldurdu salonu, adamlar büyük kardeşim! Zavallı dostum seni, sen de bunları yapmıyorsun, garip işlerin peşinde geziyorsun. Bak burayı unutma kulağına küpe olsun, bu şekilde çalışırsan Vallahi, Billahi, Tallahi bu adamlar sana ilan, reklam, kutlama gibi her şeyi gani gırla verir. Bu toplantılarda haber yapma kaygısına da düşme, unutmadıysan önceki yazıda söylemiştim, onlar yazar gönderir.
Bak bir de soru sorma faslı var ki, şakasın sen ya! Komedyen gibi adamsın, bak aklıma geldi içim kaynadı yine. İlahi canım kardeşim benim. Seni esefle kınıyorum lakin ben yine tavsiyelerimi yapayım sana. Soru sorarken bir kere sesin yüksek çıkacak, burada amaç sesini herkese duyurmak değil, tam tersine herkesin sesini bastırıp zaferi kazanmak için. Ih, mıh diyen varsa bu ses karşısında pusar kalır. Bağır abi, bağır işte. Şöyle bir nara at, BAAŞŞKKAAANNIIMM diye meydan gazeteci görsün oğlum. Herkes sustuğunda da yapıştır soruyu pat diye. Soru dedim ya, sen şimdi bunu da ciddiye almışsındır. Akıllı ol, öyle iyi bir soru sormana gerek yok, hatta soru sormana gerek yok. “ Başkanım, toplantı hayırlı olsun, güzel bir program oldu, memnun kaldık, sizi bu sorunlara karşı ( ki ortada sorun yoktur zaten) duyarlı gördük. Efendim benim sorum şu: bu toplantıyı tekrarlayacak mısınız?” Bu şekilde sor çekil kenara artık onlar çıksın işin içinden sana ne! Duyuyorum, sen elini falan kaldırıyormuşsun, soru sormak için hazırlık falan yapıyormuşsun, yapma be kardeşim, yapma! Böyle gelmiş böyle gider demiyor mu, merhum Erkin Koray, sen o minicik halinle kurallara uymaya, nazik ve anlayışlı olmaya çalışıyorsun, küçük şapşal! Salla gitsin ya, ne sorusu, ne saygısı güçlü olan kazanır!
Neyse, konuyu uzatmadan bir daha ki yazıda görüşmek dileğiyle. Bunları unutma.
Seni sevmeyen bir dost!
Mustafa Alyaz 9 Yıl Önce
''Duyuyorum, sen elini falan kaldırıyormuşsun, soru sormak için hazırlık falan yapıyormuşsun, yapma be kardeşim, yapma!'' Mehmet Serhat Topalca bana mı dedin bu kısmı... Basın toplantısı oluyor sohbet toplantısı, toplantı da konunun dışında ne varsa soruluyor ama konu hakkında soru soran da yok. Basın toplantısı yapmaya da gerek kalmıyor ki ne sorarsan sor, yeter ki sor. Soru kısmı sohbete dönüyor ve herkes bir yerden konuşuyor, sende orada el kaldırıp duruyorsun... Durum şu ki, ne toplantıyı düzenleyenler ne de toplantıya katılanlar toplantı konusunda hiç oralı değiller. Birbirlerine saygısı yok da makam da mı saygıları yok? anlamadım gitti...