Benim işe alınmayışımdan dolayı Hayrullah ve Evliya çok üzüntü duydular. Mutasarrıfa gitseler de “Komitacı mıdır nedir?” diyerek kabul etmedi.
Evliya ve Hayrullah aracılığı ile Çuhadaroğlu Hacı Mehmet’in hanesinde bir ziyafet (yemek, şölen) verildi. Belediye Başkanı Hacı Bey, Şişman Arif, Kocabaş Hacı Naci ve Belediye Meclis Üyeleri vardı.
Fransızların İngilizler gibi olmayıp Suriye’de çeşitli yolsuzluk ve kötülüklerinden dolayı Suriye’de bunlara karşı özel teşkilatlar kurulduğundan söz ederek orada bulunanların fikirlerini yoklamaya ve öğrenmeye çalıştım. Bunlar önlem alınmasının uygun olduğunu ve böyle bir görüş ileri sürülmesinden memnun olduklarını söylediler. Yalnız davet edildikleri halde gelmeyenlerin aramızda olmaması ve gelmediklerine göre, sonra tehlikeli bir hal doğabileceği için bunların da aramızda bulundurulması kararlaştırıldı. Bu kişilerle görüşmeyi kimse kabul etmedi. Doktor Mustafa Bey ve Dayızade Hacı Mehmet Hocanın görüşmeci olmasını önererek dağıldılar.
Yüzbaşı Mahmut ile Doktor Mustafa Beye gidildi. “Amacımız yardımınızı sağlayarak çalışmaktır.” Mutasarrıfı ve davet edildikleri halde gelmeyenleri görmesini, kendisine güvenlerinin tam olmasından dolayı, memleket ileri gelenlerini bu işleri yapabileceğimize inandırmasını rica edince öteden beri bu işler üzerinde elinden geleni yaptığını söyledikten sonra, “Mutasarrıf Atabey gölgesinden ürküyor. Bu adamla çalışmak şöyle dursun çalışanlara da engel olacak. Mümkün olsa da buradan gitse herhalde bundan daha iyisi gelirdi. Ne vakit karşılaşsak bir türlü anlaşamıyoruz. Beylere gelince, Şükrü Beyi göreyim. Kadir Paşa ile aramız yoktur. Fransızların geleceği hakikat olursa zor durumda kalacağız. Bunun da bir çaresine bakmalı.” dedi.
İki gün sonra doktorla birleştik Mutasarrıfın kesin surette örgütlenme taraftarı olmadığını, böyle bir oluşumun hükümeti zor duruma düşüreceğini ve işgal kuvvetlerinin müdahale etmesine sebebiyet vereceğini ve Ermenilerin haber vermesi ile tutuklanmalarının da kesin olduğunu ileri sürdü. Beylerden Şükrü Beyin de Mutasarrıf gibi bu işe taraftar olmadığını ifade etti. Dayızade Hacı Mehmet Efendi Kadir Paşa’ya gönderildi. Kadir Paşa da ret cevabı verdi.
Karşıt görüşe sahip olanların kuvvetli olması düşman işgal kuvvetlerinden çok Ermenilerin cana kıymaya hazır olmaları insanı düşündürmekteydi.
Meslek arkadaşım Emniyet Amiri Zülkadiroğlu Tahir ile Şükrü Bey’e gittik ne düşündüğünü öğrenmeye çalıştım hakikaten doktorun söylediğinden daha ileri giderek
“Orduların yapamadığı işleri konuşmak ahmaklıktır, beyinsizliktir. İttihatçılar memleketi felakete sürüklediler. Hiçbir şey yapılamaz.” cevabını verdi.
Kadıoğulları ve Emirmahmutoğlulları kendi aralarında kaynaşıyor, Ermeniemval (mal) ve emlakından (gayrimenkul) tehcirde (zorunlu göç) istifade edenler müşkül vaziyette idiler.
Doğuda 28 Haziran 1919, 23 Temmuz 1919; Erzurum’da 18 Ağustos 1919; Alaşehir’de ve daha birçok yerde konferanslar toplanmakta bunlar matbuat ve haber ajansları ile halka günü gününe haber verilip halk gayrete getirilmekteydi.
İzmir’de birçok masum kimsenin şehit edilmesi halkı birleşmeye sevk etti. Nihayet Sivas Kongresi’nin toplanacağı duyuruldu. Esaretten dönen Teğmen Necati Kandemir ile İsa Kınıkoy ve Refik Kubati Sivas’a gönderildiler.
5 Eylül 1919’da Sivas’ta toplanan kongre Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Talimatnamesini (Direktif, Emirname, Yönerge) kabul etmiştir. Kongre direktifinin bir örneğini getirdikleri gibi, Yörük Selim, Kılıç Ali’nin örgütlenme için memur olarak geleceğini ve Elbistan’da Ali Bey isminde bir Binbaşının olduğunu söylediler. Yalnız Yörük Selim Enver Paşa’nın emir subayı Kılıç Ali’nin, Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa’nın emrinde bulunmasından dolayı kongre çevresinde hoş görülmediklerini, Maraş’ta da dikkat edilmesi gerektiğini söylediklerini bildirdi.
Sivas Kongresi yönergesi Maraş matbaasında çoğaltılarak yayınlanmıştı. Artık milletin Kurtuluş gününün doğduğuna inanmasına bir sebep olmuştu. Herkesin gözü, kalbi Sivas’a dönmüş haber bekliyordu. Eylül ayında milletvekili seçimi sorunu çıktı. 1919 Eylül ayında galip devletler arasında meydana gelen bir anlaşmazlıktan dolayı Suriye ve Kilikya’daki İngiliz Kıtaatının Fransız Kıtaatı (Orduları) tarafından değiştirilmesine karar verildi.
ELBİSTAN’DA İSTİKLAL SAVAŞI ÖNCESİ DURUM
Mustafa Kemal, Erzurum Kongresi’nden sonra Sivas’ta bir kongre düzenleyerek, güzel yurdumuzu işgal eden yunan ordularından kurtarmak üzere Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini kurmuştur. Bu Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin bir şubesi de Elbistan’da kurulmuş ve cemiyet başkanlığına eski Şam Sulh Hukuk Hâkimlerinden Bekişzade Ali Efendi getirilmiştir. Ali Efendiye yardımcı olarak da yine eski hâkimlerden Kışlalzade Ali Avni Efendi Cemiyet Başkan Yardımcısı olarak getirilmiştir. Bu iki kişi, memleketin aydın kişilerini ve eski yedek subayları cemiyete davetle onları üye olmaya ikna ederek üye kaydetmişler ve cemiyet gün geçtikçe büyüme emaresi göstermiştir. Bir süre sonra cemiyetin önemi Elbistan halkınca anlaşılmış olduğundan halkın isteği üzerine, memleketin ileri gelenlerinden ve halk tarafından sevilen halk üzerinde etkisi olan Nakıpzade Mehmet Ağa Cemiyet Reisliğine getirilmiştir.
Nakıpzade Mehmet Ağa Sivas’ta Heyet-i Temsili-ye Reisi seçilmiş bulunan Mustafa Kemal’in Elbistan’a gönderdiği subaylardan Kılıç Ali Bey ile diyalog kurarak Maraş’ı Fransızların istilasından kurtarmak üzere çeteler kurmak ve savaşmak üzere Elbistan’dan Maraş’a kadar gitmiş ise de Fransızların Maraş’ı terk etmeleri üzerine geri dönmek zorunda kalmıştır. Bu arada Elbistan’da kaymakamlık yapan bir kişinin padişah taraftarı olarak Kuvay-i Milliye (Milli Kuvvetler)’ye karşı geldiğinden Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Elbistan Şubesi tarafından geceleyin evinden alınılarak Sivas’a gönderilmiş, adı geçen kaymakamın daha sonra ne olduğu bugüne kadar bilinememektedir.
Bir süre sonra Nakıpzade Mehmet Ağa cemiyet başkanlığından istifa ederek yerine Şeyh Hacı Mustafa Efendi geldi. Bu arada yedek subaylardan Dervişzade 1902 doğumlu Ahmet Arıkan (Bilgilerin alındığı kişi) da cemiyette görev alarak Kurtuluş savaşı için asker ve para toplama işlerinde yardımda bulunmuştur.
Türk Kuvvetleri Mustafa Kemal sayesinde askeri birlikler olarak kurulunca Ahmet Arıkan ve 25 kadar yedek subay arkadaşı, Maraş’ta kurulan 2. Kolordu’da görev alarak Kurtuluş savaşına katılmışlardır.
Fransızların gerek Adana’da gerek Suriye’de çeşitli yolsuzluklara ve kıyımlara devam etmesi ve İngilizlerin işgali üzerine Ermenilerin yaptığı kıyıma karşı hayatını hiçe saymaya karar veren Maraşlılar bundan fazlasına katlanamayacaklarını, önlem alınması konusunu ileri sürdüler. 12 Ekim 1919 tarihinde Doktor Mustafa Bey’in Ulu Camii’de düzenlediği toplantıda, Maraş işgal altında kalacaksa, İngilizlerin işgali altında kalmasına dair halkın kararı Dış İşleri Bakanlığı’na telgrafla da bildirilmişse de tabi cevap alınamadı.
Wilson Prensiplerini hiçe sayarak intikam hissi ile hareket eden galip devletler; Suriye ve Kilikya’yı Fransız egemenliğine verdi. 30 Ekim 1919 Fransızlar Maraş’a gelecekti. 29 Ekim Çarşamba günü işgal kuvvetlerinin öncüleri Maraş’a geldi. 30 Ekim 1919 Perşembe gününün sabahı çarşı ve pazarda büyük bir olağan dışılık vardı. Ermeniler karşılamaya hazırlanıyor, gösteri yapıyorlardı. Fransız ve Ermeni bayrakları hazırlanıyor Müslümanlar ise çok üzgünlerdi. Ermeniler taşkınlık yapıyor, Kilikya hükümetinin kurulduğunu ilan ediyorlardı. Çarşı Karakolu’ndan Komiser Cemil’ e telefonla Ermenilerin taşkınlıklarına meydan verilmemesi konusunun Mutasarrıf’a bildirilmesini istedim. 30 Ekim 1919 Perşembe günü Mutasarrıf Atabey, taşkınlık yapan Ermenileri şikâyet eden Türklerin tutuklanmasını Komiser Cemil’e telefonla emretmiş böylece bir olaya yer verilmeyeceğini söylemiştir. DEVAMI YARIN…