Kılıç Ali’nin Pazarcık’a geçmesi üzerine eski polis arkadaşım Kazım Kozandağlı ile bir subay gelmişti. Kılıç Ali’nin işgal altındaki yerlere silah verilmeyeceği ve verilecek silahları düşmanın alacağı doğal olmasından kendisi işgal altında bulunmayan yerlerde teşkilata memur olduğunu söyledi. Kılıç Ali’nin bu sözü Antep murahhasının (ruhsatlı, izinli, yetkili) arzularına tam uygun olduğu için bir Heyet-i Temsili’ye teşkil ettiklerini haberleşme ile yetineceklerini başka hazırlıkları olmadığını ve hiçbir tertibat almadıklarını söyledi.
Kılıç Ali Maraş’a gelince; şehrin on semte ayrıldığını, her semte iki yüz nefere yakın insanı silahlandırdığımızı ve çalışmalarımızın verimini de gittikçe arttırdığımızı günün birinde Maraş’ta bir harp başlarsa Fransızlarla harp edecek kadar kuvvetli olduğumuzu söyleyince Kılıç Ali ve Antep mümessili (temsilci) Mustafa inanmamışlardı. Kılıç Ali… gününde toplanan kongre kararında 3., 12., 20., 13. Kolordunun faaliyet merkezlerini Bozantı , Develi, Elbistan, Hıns-ı Mansur (Adıyaman) olarak kararlaştırıldığını, Elbistan merkezine Yörük Selim ile kendisini Develi’ye Doğan ve Tufan’ın geldiklerini Kolorduların milli teşkilatı ikmal (olgunlaştırma) işgal altında bulunan yerlerin örgütlenme dışı bırakılmasının, silahların işgal kuvvetleri eline geçmesi tehlikesi bulunduğundan ileri geldiğini ve Maraş’ın silahlanmasının düşünülenlerin çok üstünde önemli olduğunu, silah ve harp malzemesi için gereken tüm önlemlerin alınacağını söyledi.
Sivas ile haberleşmeyi sağlamak amacıyla Maksutlu Köyünden telgraf makinesi ile haberleşme memuru Celal’in bulunduğunu, oradan haberleşmeyi sağlayabileceğimizi, ayrıca telgraf teline bağlanmak suretiyle de telefon görüşmesinin sağlanabileceği, yiyecek, içecek vs. konularının tartışıldığı ve gereğinin yapıldığı ve yapılacağı zorluğa yer bırakılmayacağı vaat edildi. Maraş’a dönüldü. Binbaşı Sami Şam’dan gönderdiği raporda Ali Şefik (Özdemir) ile birleştiklerini faaliyetlerinin ilerlediğini yazıyordu.
Bir hafta sonra Özdemir’in postası eski polis arkadaşım Hasan Kınıkoy gelmişti. Maraş heyeti merkeziyesine yazılmış olan yazıda Suriye’nin durumunu ve bizim için iyi veya kötü olan olayları ve durumları bildirmekteydi. Özdemir muntazaman (düzenli, devamlı) düşman hareketi konusunda Heyet-i Temsileye rapor vermeye devam etti.
O günlerde birçok Fransız memuru Maraş’a geldi. Halkı aldatmak için Belediye Başkanı ve Müftüyü ziyaret ettiler. Para dağıtmak istediler. Cemiyet üyeleri düşmanın fazla asker getirmesinden telaşa düştüler. Artık bu teşkilattan vazgeçtik diyorlardı.
15 Aralık 1919 tarihinde doğu illeri Kumandanlığına atanan General Keret Maraş’a geldi. Memleketin ileri gelenleri ile memurları karargâha çağırıp memleketi korumayı kendine görev edindiğini, bundan dolayı asayişi bozanları ve işgal kuvvetleri karşısındaki hareketleri yasakladığını ve Pazarcıktaki Kılıç Ali ve onlara yardım edenleri hapis edeceği gibi şeyler söylemiştir. Rafet hoca da “Fransız Medeniyetinden söz ediliyor, hâlbuki Fransız işgali üzerine çeşitli fenalıklar oluyor. Ermeniler silahlanıyor, kadınlara, ihtiyarlara saldırılar oluyor buna ne demeli?” demesi üzerine...
Ertesi akşam Çukuroba Cami’ne bomba atıldı. Dört Yüz imzalı protesto 17 Aralık 1919 mutasarrıflık vasıtasıyla (aracılığıyla) General Keret’ e gönderildi. Artık gerginlik baş göstermişti. Şube ve Jandarmadaki silahları alarak halka dağıttık. Düşman topluluklarına karşı aradaki irtibatı ( ilişki ) kesecek şekilde önlem alındı. Pazarcık’tan Kılıç Ali Fransız Komutanını makine başına çağırarak sansürü kaldırmasını, fazla kuvvet gönderilmemesini aksi halde yolların kapatılacağını söyledi. Fransızları telaşa düşürdü.
28 Aralık 1919’da Ermeniler artık vahşiyane hareketlere cesaret ediyorlardı. Ahır Dağı’na oduna giden Çömezoğlu Mehmet, Hüseyinoğlu Mehmet isimli iki fakiri kışla civarında şehit etmişlerdi.
30 Aralık 1919’da karşılık vermek üzere Çuhadar Ali kendiliğinden Hristiyan Mezarlığı civarında iki Ermeni’yi öldürmüş birini de yaralamıştı. Fransız Kumandanı bir bildiri yayınlayarak İslâhiye’den gelen askerlere saldırıldığını bundan sonra taş atılır, kurşunla, kurşun atılırsa, topla, bir nefer ölürse, Maraş’ın ileri gelenlerinden iki kişinin idam edileceğini söylüyordu.
13 Ocak 1920’de Maraş’a gelmekte olan Fransız kuvveti artık Eloğlu (Türkoğlu) istikametinden (üzerinden) gelemiyor, Belpınar üzerinden geliyordu. Fransızların Maraş’a gelmek üzere Antep’ten çıkan bir kuvveti Antepli Boyunoğlu Memik takip etmiş, Pazarcık’ta Yakup Hamdi çetelerinden Karayılanoğlu tarafından sıkıştırılmış, ağırlıklarını bırakarak kaçmayı başarmışlardı.
Antep yolu da Pazarcık çeteleri tarafından kapatılmıştı. Maraş’taki işgal kuvvetleri mahsur (hapis) bir hale geldiklerinden 19 Ocak 1920 tarihinde düşman Maraş’tan Pazarcık’a bir kuvvet çıkarmıştı.
Maraş’tan acele olarak Kılıç Ali’ye yazıldı. Düşmanın çıkardığı bin kişilik kuvvet Pazarcık’a ulaşmadan Maraş altında bir manevra ( tatbikat, gidiş, geliş ) yaparak Maraş’ a geri geldi.
General Keret Maraş’ın müstahkem (sağlamlaştırılmış) binalarını ve hakim noktalarını takviye (kuvvetlendirme) etmeye başladı. Düşmanın bir hareket yapacağına şüphe yoktu. Düşman şehri kuşatmak için gereken her şeyi özenle yapıyordu. Kaleyi işgal etmek istemişlerse de Evliyanın gayret ve çabasıyla başarılı olamamışlardı.
20 Ocak 1920’de General Keret hükümeti işgal etme yetkisinin olduğunu Kırkbirbin mevcut askeri olduğundan karşı konulursa harekete geçileceğini ve sorumluluğun karşı gelecek olanlara ait olduğunu Mutasarrıfa bildirmişti.
Durum Sivas’a yazıldı. Alınan cevapta “ Vaziyeti iyi idare etmek lazımdır. Harp durumunda tehlike vardır. Kuvvet ve askeri malzeme yetiştirilmesine imkân yoktur. Ona göre önlem alınması konusunda dikkat ve özen gösterilmesi…” emrediliyordu. Tabi bu emre uyulacaktı.
General Keret 20 Ocak 1920’de yayınladığı resmi yazı ile Mutasarrıf vekili ile büyük memurları halkın ileri gelenlerini 21 Ocak 1920 Çarşamba günü karargâha istemişti. Mutasarrıf Vekili Cevdet, Jandarma Komutanı İsmail, Nafia Mühendisi, Müftü Hacı Mehmet, Hoca Rafet, Hoca Hafız Ali, Dedeoğlu Mehmet, Şişmanoğlu Arif, Kocabaş Hacı Naci, Bayazıtoğlu Mehmet, Polis Komiseri Cemil karargâha çağrıldılar.
Vaziyet Sivas’a ve Pazarcık’a haber verildi. Sivas eski fikrinde ısrar eylediği gibi fazlasıyla da Elbistan- Göksun yolundaki kumandanlara Elbistan-Göksun yolunun kapatılmasını, düşmanın Elbistan’a doğru hareketine engel olacak önlemlerin alınması için emir verdiğini daha sonra öğrendik.
General Keret davetlileri öğleye kadar bekletti. Kılıç Ali’nin kendisini tehdit (gözdağı) ettiğini, Kuvayı Milliye’in yolları keserek harp ilanına mecbur etmeleri, Fransız hükümetine karşı gelmek olduğundan, bunun da Maraş’tan idare edildiğinin anlaşılmakta olduğundan sorumluluğun Maraşlılara ait olması gerektiğini, “Suçsuz olduğunuzu söylerseniz, Pazarcık için ayırdığım kuvvetlerle giderek Pazarcık’taki kuvvetlerinizi dağıtırsınız.” Demişti. Rafet Hoca: “ Kuvvet göndermezden evvel bir subay ver beraber gidelim. Vaziyeti (durumu) görüp size haber getirelim ona göre düzen alabilirsiniz.” Cevabı verince “ Öldürülecek subayım yoktur!” karşılığında bulundu. Bunlardan bir kısmını ayırıp odaya hapsedip nöbetçi bıraktı. Diğerlerini işgal kuvvetlerine boyun eğmeleri için halka öğüt vermelerini emrederek salıvermişti. DEVAMI YARIN…




