Arslan Bey'in Milli Mücadele Hatıraları -8-

Mahmut hareket etti. Daha sonra mutasarrıf vekilinin de eşyalarını toplayarak hayvanlara yükleyip hareket etmek üzere olduğu haberi verildi.

Bırakılmaması emredildi. Eşyalarını Kayserilioğlu Nuri’nin hanesine yıktırdım. Bu defa harp raporunu yazdı. Mutasarrıf Vekilinin hareketi, Yüzbaşı Mahmut’un ayrılması halkın soğuk davranmasına sebep oldu.

Teşkilatımızın ( örgütümüzün ) kuruluşundan beri çok büyük yardımları görülen ve bizlerle hareket eden Dayızade Hacı Mehmet Efendi Hocanın yardımlarına lüzum gördüğümü karşımda toplanan, Kayserilioğlu Nuri, Dikeçoğlu Cemil, Mal Müdürü Yakup Oğlu Şakir ve diğer arkadaşlara anlattıktan sonra “ Bu gece Dayızade hocanın evinde bir harp düzeni yapacağız. Böylece Dayızade hocanın güvenini kazanırsak halka öğüt vermesini isteyebiliriz.” Kararını verdik. Dayızade Hacı Mehmet efendinin hanesine giderek “ Müsaade ( Olur ) ederseniz bu akşam harp harekâtını burada yapacağım. Tabi reddetmez, herhâlde misafir edersiniz.” Dedim. Kabul buyurdular. Her iki saat arayla gelen raporlar okundu. Cevaplar yazıldı. Sabaha kadar böyle devam edildi. Hocaoğlu Ziya Emin ve damadı Cemil okuyup dua ediyorlardı. Küçük oğlu Ahmet Faik de gelen raporlarla uğraşıyordu. Anası ise telaş ediyordu.

Sabah namazı hoca efendi halkı mescide topladı. Bir vaaz ve öğüt verdi. Maraş’ın kurtulacağına katiyen şüphe edilmemesi konusunda ısrar etti. “Maraş kurtulacaktır. Bunda Allah’ın ilhamı ve yardımı vardır. Emin olun Maraş kurtulacaktır. Hepimiz silaha sarılalım. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti reisi Arslan’ın kafasında doğan bir şey değil, Allah’ın büyük yardımıdır. Birlikte harp edelim. Onun verdiği emirler, gösterdiği gayretler (çabalar) Allah’ın ilhamıdır. “ dedi ve kerametini (doğaüstü güç)  ortaya koydu. Bunun üzerine halk hizmete koştu. Hükümet harbi ve Kuvayı Milliye taraftarlarını kabul etmediğinden hükümeti devre dışı bırakma gerekliliği doğduğundan evvela bir karargâh sonra da semtlere harp emirlerini götürecek postalara gereksinim olduğunu söyledim.

Sarı Katipzade Hasan Efendi “Bizim hanemizden daha uygun karargâh mı olur? İstirahat edersiniz, hanemizde bulunursunuz.” Dediler. Sarı Katib’in hanesinin (evinin) alt katı karargâh olarak kabul edildi. Bütün şehir merkezine ve merkeze bağlı olan yerlere şu harp emri verildi. : “Arkadaşlar! Harp başlamıştır. Allah’ın inayeti ( Lütuf ve iyiliği ), Peygamberimizin ruhaniyeti (ruh kuvveti), Din kardeşlerimizin fedakârlığı (özverisi) ile her şey göze alınmıştır. Vatanımız bir ferdimiz kalmayıncaya kadar düşmana teslim olmayacaktır. Gayret (çaba) bizden, Tevfik (yardım) Allah’tan.” (23 Ocak 1920 )

Cuma günü harp resmen ilan edildi. Semt şubelerine bu harp emri gönderildi. İrtibat (ilişki) sağlandı. Mutasarrıf Vekili’nin Sivas’a yazdığı mektup İstanbul’a yansıdığından 24 Ocak 1920 İç İşleri Bakanlığı Maraş’ta Fransızların top ve makineli tüfekle şehri ateş altına aldıklarından, bu konunun araştırılması ile acele bildirilmesi için İç İşleri Bakanı adına “Kâşif” imzalı bir telgraf geldi.

Kayabaşı Mahallesi halkı harbin ikinci, üçüncü günlerinde Fransızların saldırıları karşısında, eczacı Lütfi’nin evi ve Keşifli Cami gibi güvenli yerlerden şehri savunuyorlardı. Ark başı kilisesine yanaşık Ermeni evlerindeki düşman kuvvetlerinin kışla ile birleşerek saldırıya geçmek üzere oldukları, yaylım ateşi açmalarından belli oluyordu. Ermeni evlerini yakarak kilisede düşmanı mahsur (hapis) bırakmak ve kışladaki kuvvetlerin birleşmemesini sağlamak için harp planımızda gerektiğinde Müslüman evlerinin de yakılması kararlaştırılmıştı.

24 Ocak 1920’de zor duruma düşen Kayabaşılılardan Karakızoğlu Muhittin ve kardeşi Zeki bir teneke gaz yağı dökerek bütün mobilya ve eşyalarıyla birlikte iki evlerine ilk ateşi vermişlerdi. Ateş bitişik Ermeni evlerine ve Müslüman evlerine de sıçramıştı. Düşman kuvvetleri mahsur kaldı. Birleşmelerine engel olundu.

Acemli semtinde Evliya kuvvetlerinin yaptığı saldırı da ilerliyordu.

Harbin 3. günü Bertiz kuvvetleri, Muharrem ve Zafer’in kumandasında cepheye girmiş kışla ve General Keret’in karargâhı olan Amerikan Koleji üzerinde çok etkili harp yapmaya başlamıştı. Cepheler tutulmuş, her tarafta harp şiddetle başlamıştı. Harbin 3. günü Maraş altına gelen bir düşman nakliye kolu doğu cephesindeki kuvvetlerin saldırısıyla karşı karşıya kaldı. Zülkadiroğlu Süleyman Bey çeteleri ile yapılan çatışmada on iki esir birçok da ölü verdiklerini eşya ve hayvanlarını bırakarak dağıldıklarını aldığımız raporlardan öğrendik. O günlerde Deliklitaş, Alman Çiftlik Binasına saldırarak yakılmışsa da Peynirdereli Hacı şehit oldu.

Harp emri üzerine dâhildeki merkezi kuvvetler evvelce kendilerine verilen mevzilere (askeri birlik yeri) girmişti. Kışla ve Arkbaşı kilisesindeki kuvvetlerin birleşmek üzere harekete geçtiği haberi üzerine hemen çok önemli ve dayanak noktası olan Keşifli Cami’ni düşürmemek için iki ateş arasında çok büyük fedakârlıkla (özveri) direnen Yahya Hoca kuvvetleri, merkezden gönderilen kuvvetlerle desteklendi. Düşmanın iki taraftan saldırması sonucu 24 saatte bir Keşifli Camini yeni kuvvetlerle destekleme zorunluluğu vardı. Düşman terör estiriyordu. Postaların hareketine mani oluyordu. Buna karşılık evvelce yapılan planlar dâhilinde bitişik evlerden gizli yollar açıldı. Her tarafa harp emirlerini cephane ve kuvvet gönderme olanağı doğdu. Artık topyekûn bir cephe halinde harekete geçilmişti. Yüzbaşı Mahmut Bey Maksutlu Köyündeki telgraf makinesi ile Sivas’a yazdığımız raporu vermişti. Aldığı cevabı gönderdi. Sivas top ve makineli tüfekli birliklerin hareket ettiğini bildiriyordu. Hemen haberi bütün semtlere bildirdim. Halkın cesareti arttı.

Teşkilata başladığımızda Kışla, Abarabaşı Kilisesi, Katolik Kilisesi, Kümbet, Tekke, Şekerdere Kiliseleri, Fransızların işgalinde olduğundan bunların irtibatlarını keserek birer birer ortadan kaldırmak ve düşman kuvvetlerinin birleşmesini ve saldırıya geçmemelerini sağlamak amacıyla aralarındaki evleri yakmak harp planlarımızdandı.

Harbin dördüncü günü Evliya kuvvetlerinin saldırısından ümitsizliğe düşen Ermeni Seferoğlu Avadis, Evliyadan intikam almak için, Müslüman evlerini de yakmak üzere kendi evini ateşe vermişti. Evliya’nın evine de sıçrayan yangın civar Müslüman evlerinin de yanmasına sebep olmuştu. Bu yangınlar Müslüman ve Hristiyanlar üzerinde çok büyük korku ve tesir meydana getirdi. Artık her iki tarafta kuvvetlerinin üstünde fedakârlıklar gösterdiğinden yanan evlerin civar mahallelere sıçraması dolayısıyla şehrin iki tarafı da aydınlanmıştı.

Kılıç Ali Maraş’a yaklaştığı sırada Abarabaşı civarındaki Ermeni evleri, Acemli Mahallesi’ndeki büyük yangınlar, kışla önündeki evler, Pınarbaşı’ndaki Müslüman evleri, Çavuş’un evleri yakılmıştı. Bu büyük yangınlar dolayısıyla Maraş şehri bir yanardağ manzarası almıştı.

Harbin beşinci, altıncı günü Şeyhadil’deki karakolu düşman işgal etmiş olduğundan Divanlı kuvvetleri saldırarak karakolu tekrar aldılar. Arkbaşı’nda kışlaya doğru bir takım siperler açılmış ve mazgallardaki kuvvetlerin fedakârlığı ile Fransızlar dışarı çıkamayacak surette hapsedilmişlerdi. Devamlı surette harp ve ateş devam ediyordu.

Harbin dördüncü günü Yenicekale Nahiye Müdürü Nuri ve müfreze (askeri birlikten ayrılan kol) kumandanı Zeynel Abidin idaresinde 260 nefer (er) Yenicekale kuvvetleri geldi. Bertiz kuvvetleriyle birlikte kışla ve General Keret karargâhına saldırmaları ve Cancık Mağarasına yerleşmeleri emri verildi.

Kılıç Ali harbin beşinci günü Maraş’ın sağında yarım saat mesafede bulunan Arabkirli Çiftliği’ni karargâh yaptı. Bir bildiri yayınlayarak “ Memleketi kurtarmak, Düşmanla göğüs göğüse çarpışmak için geldim. Düşmanı şehirden çıkaracağız. Allah’ın inayeti, yardımı bizimledir.” Diyordu. Dört yüz kadar mevcutlu olduğunu raporda bildiriyordu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.