Arslan Bey'in Milli Mücadele Hatıraları -3-

Fransızlar 30 Ekim Perşembe günü Maraş’a geldiler. Beraberlerinde bir Ermeni taburu da vardı. Fransızlar, İngilizler ’den daha fazla bir gösterişle karşılandılar. Ermenilerin küfürlerine dayanamayan halk hanelerine kapandı. Ertesi gün mezarlıkta bir muhaciri şehit ettiler. İkinci günü Uzunoluk Hamamından çıkan kadınlara Ermeniler tecavüze yeltenerek “Burada artık çarşafla gezilmez.” diyerek kadınların çarşaflarını kaldırmak istemeleri üzerine bunların yardımına koşan Hacı İmam, Çakmakçı Sait ve Gaffar Kabuloğlu Osman’ın dipçikle ve kurşunla yaralandığını gören Sütçü Hacı İmam, Ermeni askerlerini öldürmüş ve şehir haricine çıkmıştı. Aynı günde Zülfikaroğlu Hüseyin şehit edildi. İkinci günü Sütçü İmam’ın akrabalarından Atoluğu Mahallesi’nden Tiyeklioğlu Kadir’in Şeyhadilde şehit edilmesi Ermenilerin intikam duygusuyla hareket ettiklerini göstermesinden sonra, ülke savunucuları bu olayları protesto etmek için Tiyeklioğlu Kadir’in resmini aldılar, bu feci ölümün bu şekilde halkın geneline de uygulanacağı, Ermenilerin kışkırtıcı sözlerinin doğru bulunmadığı görüşüne varılarak memleketin savunulması için genel bir hareket yapılması ve bu hareketi idare edecek bir baş aramakta gecikmediler. İlk olarak Müdafaa-i Hukuk Teşkilatı’nın kurulması zihinlere hakim oldu.

Uzunoluk Hamamı önündeki olaydan sonra genel hareket planları çizildi. Memleket (şehir) dâhilinde düşman topluluklarına karşı mazgallar, siperler açıldı. Düşmanın ilişkisini kesmek için bazı evlerin yanlarına dışarıdan gelecek düşman kuvvetlerine karşı ve düşman kuvvetlerinin toplanmasına engel olmak için hazırlıklar başladı. Sütçü İmam böyle ilk kurşunu hakkı savunmak için geri durmayarak atmışsa da 1 Kasım 1919 gecesi intikam duygusuyla Sütçü İmam’ın akrabalarından Atoluğu Mahallesi’nden Tiyeklioğlu Kadir’in ellerini arkasından bağlayarak şehit ettiklerini haber alınca Tiyeklioğlu Kadir’in cenazesini hükümete getirip resmini aldığımızı gören Atabey: “ İsyan ve Galeyan ( Kaynaşma, Çoşma) çıkaracaksınız.” Diyerek engel olmak suretiyle tabuttan cenazeyi çıkartmayarak tek cephe resmini alarak yukarıda anlatıldığı gibi halka gösterildi.

Antep’teki Fransız askeri birlik komutanlarına gönderilen 2 Kasım 1919 tarihli telgrafname:

“ Sekiz aylık İngiliz işgalinden sonra memleket Fransız kuvvetlerinin işgaline geçti. İngilizlerin işgali sırasında milli duyguları ve dini hassasiyetleri incitecek içerikte hiçbir olay meydana gelmemiştir.

Bütün dünyada bilinen Fransız adalet ve medeniyetine güven duyan bizlerin kalbinde bu işgal dolayısıyla hiçbir değişiklik meydana gelmemiştir. Fakat çoğunluğu Adana ve civarı Ermenilerin meydana getirdiği işgal kuvvetleri hiçbir yardım ve dostluk göstermezken işgalin ertesi gününden itibaren Müslümanlar hakkında büyük bir düşmanlık ve kin beslemekten çekinmemişlerdir.

Bunların gözlenen olumsuz iş ve eylemleri polis raporları ile de sabit olduğu gibi İngiliz ve Fransız komutanları tarafından da gözle görülmüştür.

Gözlenen durum aşağıda anlatılmaktadır:

A) Ermeniler, sokak ve çarşılardan geçerken karşılaşmış oldukları Müslümanların dinlerine sövmekte ve darp etmektedirler. Bundan başka tanınan saygıya, hürmete layık olan bir hoca saldırıya uğramıştır.

B) Uzunoluk Hamamı civarında toplanan Ermeniler zavallı Müslüman kadınların çarşaflarını sırtlarından alma girişiminde bulunmuşlar, bunların yardımına koşan Hacı İmam, Sait Efendi, Gaffar Kabuloğlu Osman isminde üç Müslüman Ermeniler tarafından dipçik ve kurşunla ağır surette yaralanmıştır. Aynı zamanda üzerine ateş edilerek Zülfikar Çavuşoğlu Hüseyin’i şehit ettiler.

C) Müslümanları öldürüp kadınlarını alacaklarını kışla yolu üzerinde ilan ettiler.

D) Tarafımızdan verilen güvenceye rağmen bir Müslüman muhacir alçakça öldürüldü. Kendilerine lazım olan dersi verecek bir kuvvet ve kudret olmadığını bilen bu canavarlar dini duygularımıza ve milliyetimize saldırarak Müslümanların öldürülmesiyle sonuçlanacak hoş olmayan olayların meydana gelmesine hizmet ediyorlar. Fakat bunlara rağmen Müslümanlar soğukkanlılıklarını koruyarak karşılık verme gereğini duymadılar. Biz asayişi tamamen tesis etmekle birlikte söz konusu bahsi geçen hadiselerin heyecan doğurduğunu yerel hükümete ve İşgal Kuvvetleri Komutanlığına haber verdik.

Kumandan verdiği cevapta üzüntülerini belirtmekle beraber, bir daha bu gibi olayların tekrar etmeyeceğini de yazıyla bildiriyordu. Böyle sürmesine rağmen işgal kuvvetleri yanında bulunan Ermeniler, yine cinayet yapmaya devam ediyorlardı. Bu tür olaylar her gün tekrar edip duruyordu. Yasal ve mantıki olan isteklerimiz göz önüne alınmadığı takdirde suçsuzluğumuzu ve şikâyetlerimizi Osmanlı Meclisine duyuracağımızı bildiririz.

Cevabınızı bekliyoruz.”

                                                                                                                              11 İmza

                                                                                                                   (Eşraf ve Memur-in)

8 Kasım 1919’da Fransızların Adana Valisi Albay Bramond’un Maraş Mutasarrıfı Atabey ve Maraş ileri gelenlerine yazdığı telgrafta Osmaniye Gravnör’ü Mösyö Andriya’nin ek olarak Maraş Gravnörlüğüne de atandığı bildiriliyordu. Bu haber duyulunca halk büyük üzüntü duydu ve heyecan başladı. 9 Kasım 1919’da Sivas’ta Kongre Başkanı Mustafa Kemal Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerine Fransız işgalini protesto etmek için emir verdi.

10 Kasım 1919’da Şeyhadil’de Ermeni askerleri Nasıroğlu Mehmet’i boynundan keserek, başını vücudundan ayırmış ve şehit etmiştir. Fransızlar Ermenilere kışladaki silahları veriyorlardı.

13-14 Kasım 1919 geceleri şehrin birçok yerinde Ermeniler silah atarak kamu düzeni olmadığını ileri sürüyorlar, Fransızların bir an önce hükümete el koymasını sağlamaya çalışıyorlardı. Bir gece sonra Ermeniler kışladan aldıkları silahları Kuyucak ve Kümbete götürürken Çiçekli Mahallesi’nden geçerek Haydarlı Camii yanına vardıklarında polis devriyesi ile karşılaşıyorlar. Devriye memuru polis Suphi’nin dur emri vermesine karşılık ateş ediyorlar, polis Suphi’yi yaralıyorlar, çatışma sırasında evine gitmekte olan Âşık Mustafa Oğlu Ökkeş’i de ateş ederek şehit ediyorlar. Kamu düzeninin bozulduğuna ve olmadığına dair ısrarları üzerine Fransız ve Türk devriyeleri birleştirildi.

Sükûnet devam ettiği halde Adana gibi Maraş ve Antep’te de Fransız bayrağının çekilmesini istemelerinin yanında jandarmaları da ele almak istemekte, amaçlarına hizmet edecek Jandarma örgütünü kendilerine bağlamak için Adana çevresinde olduğu gibi maaşlarının arttırılacağını söyleyerek, kendilerine hizmet eden bir jandarma örgütü kurmayı amaçlıyorlardı. DEVAMI YARIN…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.