Adana valisi Bramont’un daha önce çektiği telgrafta Osmaniye Gravnörü Mösyö Andriya’nin ek görev olarak Maraş Gravnörlüğü’ne de atandığını yazmıştık. Mösyö Andriya bir bölük süvari ile gelerek Hırlakyan’lara misafir oldu. Bu süvariler Osmaniye çevresi halkından bol maaş verilerek oluşturulan ve Fransızlar için çalışan Jandarma kuvvetleriydi. Tabur Komutanları Binbaşı Sıtkı, Bölük Komutanı Yüzbaşı Mithat, Takım Komutanı Teğmen Kenan’dı.
Milisler arasında birkaç Göksunlu da vardı. Gravnör Maraş’ta Beyleri ziyaret etti. Gençlerine, ihtiyarlarına görev vereceğini söyledi. Hatay ve Adana’da yaptıkları gibi beylerin aklını çelmeye aldatmaya çalışıyorlardı. Mösyö Andriya’nin asaleten Maraş Gravnörlüğü’ne atanması için Fransız Dış İşleri Bakanlığı’na çekilen telgrafta Osmaniye Gravnörü Mösyü Andriya’nın temiz kalpli iyi bir insan olduğunu, görüşmelerini tamamladığından asaleten atanması rica ediliyordu. Arası çok uzun geçmedi Paris’ten gelen emirle Maraş Gravnörlüğü’ne Mösyö Andriya atandı. Mösyö Andriya Maraş Komutanlığına gönderdiği resmi yazı ile Maraşlılara selamlarının iletilmesini, Eloğlu’na (Türkoğlu) kadar karşılamaya gelmelerini söylemelerini, doğruca Kadir Paşanın konağına inip öğle yemeğini orada yedikten sonra Hırlakyan’lara gideceğinin bildirilmesini istiyordu. Hristiyanlarla birlikte Mösyö Andriya’nın tayinine taraftar olup, telgraf çekenler, başarılarından dolayı kaplarına sığmıyorlardı.
Karşılama töreni organize edildiği bildirilince Mösyö Andriya Maraş’a hareket ettirdiğini bildirdi.
26 Kasım 1919 tarihinde Maraş Ermenileri, Fransızları, erkek kadın büyük küçük karşılamaya katıldılar. Ellerinde çiçekler, lavantalar, Fransız Ermeni bayrakları Trasanta Papazlarının bandosu olduğu halde şehre girerken “ Yaşasın Fransızlar, Yaşasın Ermenistan, Kahrolsun Osmanlılar” diye gösteri yaparak çarşı ve sokaklarda küfürler savurarak hükümete vardıklarında, Jandarma bölük komutanı Yüzbaşı Mahmut önlem alarak yalnız Mösyö Andriya ile birlikte gelenleri içeri almış, karşılayanlarla gösteri yapan Ermenileri hükümete sokmamıştı. Mösyö Andriya Mutasarrıf Atabey ile görüştükten sonra beraberinde getirdiği bir tabur piyadelerini hükümet, süvarilerini kışlaya yerleştirilmesini emrederek, Kadir Paşa’nın konağına gitti. Öğle yemeğini orada yiyip Hırlakyan’lara geçti. Beraberinde getirdiği Osmaniye, Kozan ve civarı ileri gelenlerini de Kadir Paşa’ya misafir bıraktı.
27 Kasım 1919 Perşembe günü Memleket ileri gelenleri ve hocalara resmi yazı yazılarak Kadir Paşa’nın konağına davet edilmişti. Vakit gelince Mösyö Andriya resmi elbiselerini giymiş, Hırlakyan Agop’un oğulları, Fransız milis komutanı Sıtkı, Mithat ve yirmi beş süvari önlerinde olduğu halde Kadir Paşa’nın konağına geldiler. Vakit tamam olduğu halde davetlilerden hiç kimse gelmemişti. Mösyö Andriya çok üzüldü. Ev sahipleri üzüntüsünü gidermek için bazı bahaneler ileri sürdüler. Cumartesi günü Belediyede toplanmak üzere tekrar resmi davet yazıları yazdılar ve geri Hırlakyan’lara gittiler. Birkaç gün sonra Mösyö Andriya Maraş’ta artık Türk Bayrağı çekilmeyeceğini ve kaledeki Türk Jandarmasının da çekilmesini bildirmek için Mutasarrıfa bir Fransız subayı göndermişti. Bunun üzerine Mutasarrıf Atabey, “ Vakti değildir. Böyle bir hareket halkın heyecanına neden olur.” Bir olaya sebep olmamak için şimdilik bu olaya karışmamalarını kumandanlarına iletmek üzere gelen Fransız subaylarına söylemiştir. İşgal komutanı bayrağın indirilmesinde ısrar etti. Mutasarrıf bir olay olmasın vakit de geçti diyerek bayrağı indirtti.
Yüzbaşı Mahmut posta göndererek durumu etrafa haber verdi. Bu olaydan sonra Ermeniler de gelen geçen Müslümanlara saldırmaya başladılar. Kuyucak’tan geçen Türk devriyesine ateş açıldı. Kaleden bayrağın indirilmesi için milis komutanı Binbaşı Sıtkı emir verdi. Kaledeki jandarmalar da bayrağın kaleden indirildiğini ve sabahleyin çekilmesine izin verilmediğini etrafa yaymışlardı.
Halk geceyi nasıl geçirdiğini ve geçireceğini bilemiyor bir olayın meydana gelmesi bekleniyordu.
Artık Maraş da Adana çevresi gibi Fransız egemenliğine girecek, Hükümete ve kaleye bizim bayrağımız çekilmeyecek, hükümetin yönetimini Mösyö Andriya ele alacaktı. Buna hiçbir türlü kayıtsız durulamaz ve izin verilemezdi.
“ Yirmi bin Kuvayı Milliye harekete geçecek kanlar sel gibi akacak bunun sorumlusu Fransızlar olacaktır.” Yazan bildiriyi sokaklara astık ve halkı coşturduk.
28 Kasım 1919 Cuma günü herkes kaleye bakıyordu. Halk arasında heyecan başlamıştı. Cuma Namazı için Ulucamii’ye toplanan halk abdest alıyordu.
Kısakürek Mehmet Ali cemaate hitaben yazdığı bildiride: “ Cuma günleri çekilmekte olan bayrağımız yerine çekilmedikçe Cuma namazı dinen uygun değildir. “ diye halkı tahrik ediyordu. Fransız komutanı hatibe (Hutbe okuyan) bir mektup göndermişti. Bir Ermeni mektubu vermek üzere cami avlusuna inerken topluluktan bir kişinin “ Ermeni bomba atıyor.” Diye bağırması üzerine halk telaşa düştü. Evliya Ermeni’yi yakalayıp çarşı karakoluna götürdü. Ermeni Fransız komutanından mektup getirdiğini kötü bir niyetinin olmadığını söyledi. Evliya Efendi mektubu aldı halk telaş içerisinde dağılıyordu.
Ulucami kapısında bulunan Şerbetçioğlu Mehmet’in birkaç arkadaşına “Ne duruyorsunuz, sancağı çıkarın!” sözü ile koşmaları ve sancağın camiden çıkarılması bir oldu. Muhacir Murat Efendi: “ Allah’ını seven sancağın altına girsin.” Diye bağırdı. Sancağı tekbir ile kaleye çıkardılar. Bir Ermeni milisi karşı çıktı ise de ona da bir iki vurdular. Diğer Türk milisler de memnun oluyorlardı. Karakoldan bayrak alınarak kaleye çekildi.
Biz de hükümete karşılık verilmemesi için hükümet binasına gitmek üzere kaleden indik. Hükümetin karşısındaki Fransız tercümanı Ohannes ve birkaç milis linç edileceklerdi. Ohannes ve birkaç milis halkın heyecanı ve coşkunluğundan dolayı dayak yedikleri gibi silahları da ellerinden alındı. Yüzbaşı Mahmut Bey olmasaydı Ohannes ve birkaç milis linç edileceklerdi. Halkın elinden güç bela kurtarıldılar. Bunu gören Mösyö Andriya hükümetteki milislerine ve jandarmalara halkı dağıtmaları için emir vermişlerse de halk Maraş’ın jandarmalarının verdiği cesaretle karşı durmuş ve Fransız milisleri de harekete geçememişti.
Halk hükümetin karışmamasını ve anlaşma maddelerine uyma konusunda güvence istiyordu. Mösyö Andriya şiddet göstermek niyetindeydi. Halk da karşılık vermeye hazır olduğunu gösteriyordu.
Mutasarrıf Atabey’in konuya hakim tutumu ve Mösyö Andriya’nın da halkta görmüş olduğu coşku ve heyecana bakarak halkın önerisini kabul etti. Halk dağıldı. Mösyö Andriya da Kaymakam Abdullah Bey ile sokakta dolaşıyor halkın öfke ve heyecanını dindirmeye çalışıyordu. Fransızların amacının memleketi imar ( bayındır ) ve ıslah ( iyileştirme, düzeltme) etmek olduğunu söylüyor ve “ İstemiyoruz!” cevabını alıyordu.
Memleketin ileri gelenlerine Belediye Başkanı tarafından resmi yazı yazılmıştı. Memleket ileri gelenlerinin Belediye’de toplandıklarını, Belediye Başkanı Mutasarrıfa bildirdi. Mutasarrıf Atabey de Mösyö Andriya’ya haber verdi. Mösyö Andriya “ Fransız Hükümetine karşı gelen halkın ayağına gitmem, kendileri hükümete gelsin.” dedi. Belediye Başkanına bu şekilde haber verildi. Heyet hükümete gitti. Mösyö Andriya da ikinci gün hükümete geldi ve söze başladı: “Dünkü yapılan kalkışma hareketine karşılık vermek hakkım varken, nezaketle karşılık verdim. Bunu anlamış olmanız lazım. İşgal kuvvetlerinin olduğu yerde başka bayrak bulundurulamaz.” Diye uzun uzadıya söyledi. Şeyh Ali Sezai ile diğer arkadaşları da “ Maraşlılar Adana, Osmaniye gibi Fransız bayrağı altında yaşamaktansa ölümü tercih ( kabul ) ederler. Maraşlılarla onları karıştırmayınız. “ dediler. DEVAMI YARIN...