tut ellerimden dindir yürek sızımı

uzaklardan geldim çok uzaklardan

gece yıldızlarla konuştum, mehtaba anlattım sırlarımı

çiğ dediler o gece yağan göz yaşlarıma tan vakti inen tabiatın üstüne

uzaklardan geliyorum uzak düşlerden kentler kurdum

gece yine yoldaydım karanlığa anlattım en mahrem sırlarımı

su toplayan tabanlarımda düşen damlalara kırağı dediler toprağın üstündeki yaralarımda akan damlacıklara

bana bir şeyler söyle

uzak diyarlardan gelişimin anlamı olsun, benimle konuş sende senden bana dolan sırların kervanına kapılıp gideyim bu defa kalbinin müreffeh huzurlu sakin şehirlerine

sen anlat yüreğinin sırlı yollarını füsunlu patikalarını

uzaklardan al beni kalbinin yakınlığına ve düşlerinin topraklarına savur beni

bir tohum gibi rüşeymlerim filizlensin şah damarlarında soluduğun ciğerlerinin temiz havasında bir nefes sun bana abı hayat gibi uçur beni çifte kanatlılar gibi kaf dağına kaf dağının uzak topraklarına

oysa uzaklardan geldim ben

bana bir şeyler söylersin ümidiyle

belki kalbime belki fikrime bir demet gül yahut bir damla masum ve masun gözlerin damlayan yaşını

bu diyarların ağlayan çocuklarından, bu kentlerin kahredilen kadınlarından ve şehirlerin yok edilen insanlarından anlat bana

kalbimin yalnızlığını taşı o asil ruhların soylu kentlerine

bana bir şeyler anlat

bu insanları ve bu insanların acılarını göz yaşlarını özlemlerini beklemekten yoruldukları gelmeyenlerini veya getirilmeyenleri söyle bana

kalbime bir sır ver

bütün masumlar için ümit olsun beynime bir şükür ver bütün masunlar için dilek olsun

en minik bebekten en yaşlı piri faniye kadar ötelerden bir tılsım üfle yas tutan canlara

gidenlerin gelmesini bekleyen beklerken uzaklara giden gidenlerle gelenlerin yolunu ayıranlar için içi zehir dolu testi sun bana benden armağan olsun bu zehir dolu küp Karun Nemrut Firavun soylu zalimlere

bana bir şeyler söyle

uzaklardan geliyorum, senin gitmekten korktuğun 

yakın bozkırların uzağı yani yakınların ırağı

çok uzaklardan kaldırdım kervanı çok yakınlara konmak için

içindeki ve dışındakinin mesafesi bir adım

ama öyleyse bu uzaklar kimin için

mesafeler ördüler örülen duvarların arasında kaldı en nazlı özlemler

yakını kim uzaklaştırdı kim ağlattı anneden yeni doğmuş bebeği ve bebeğin yanağından süzülen bir damla kanı kim düşürdü yere

yerler suya doymadan kana mı doymalıydı evvel zaman içinde kalbur saman içinde

zamanı gelenlerde anlatacak bu hikayeleri kim bilir uzaklara gidecekler sonra bir daha felaketler fırtınası gelmesin diye

çiçekler neden bükmüş boynunu

boynu bükülmüş çiçeklerin dünyasına hangi acımasız yolculuk getirdi beni

ben kalbinin saraylarına yol alırken kim indirdi beni cehennemin en dibine

kalbin mi cehennem yoksa cehennem mi kalbinde veyahut sen mi cehennemin içindesin

kalpler cehennem olmuş alev alev sevgiyi kim kovdu bu topraklardan

kimin haddine düştü sevgiyi sürgün etmek

sürgün giden sevgiyi hem de üstelik tek göndermek

geri gelemeyecek yollarda kim ayırdı annenin babanın çocuğun kardeşin eşin sevgilinin arasını veya yolunu

nereye gidiyor ayrılan bütün bu yollar kim hedefini bozdu bakışların kim yıktı kalplerin ortak menzilini

bu gidenler bir dönüşün veya bir kavuşmanın mümkünsüz olduğunu bilmiyor mu

bana bir şeyler anlat

seni sevmem için sana bakmam için sana doymam için sana kanmam için sana yaklaşmam için

veya bırak uzaklardan gelen bu gezgin daha da uzaklara gitsin…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.