Bizi büyüten ve bize hayatı öğreten aynı zamanda hayata karşı bir bakış açısı kazanmamızı sağlayan kişiler anne babalarımızdır. Onlara da aynı bakış açısını kazandıran kişiler dedelerimiz ninelerimizdir. Bu silsile böyle uzar gider.. Sonu nereye mi dayanır? Tabiî ki hepimizi ortak paydada birleştiren kültür beşiğine. Esasında hepimiz yaşadığımız toplumun sahip olduğu kültürün kollarında büyüdük. Evet, bu çok güzel bir şey gibi duruyor, sonuçta bizi ortak paydada birleştiriyor. Ama şöyle bir ayrıntıda var ki eleştirilmeyen, değişime açık olmayan, bizi geliştirmeyen bir kültürün paydasında birleşiyoruz. Aynı hatalar aynı sonuçları doğuruyor.
Şimdi size konuyu biraz daha açacağım. Umarım derdimi bir nebze anlatabilirim.
Kültürün yaşandığı toplumdaki en küçük birim ailedir. Bir aileyi ve gözlemlerime dayanarak yapılan hataları ele alalım.
İlk olarak bir evde eşyalar kesinlikle çocuktan önemli olmamalı. Yani şunu demek istiyorum. Ayda yılda bir gelen misafir için ayırdığınız odadaki eşyaları çocuklardan üstün tutmayın. Çocuk gelişim çağında öğrenmek ister, kurcalamak ister. Tabiî ki verin eline kırsın demiyorum ama eve kullanmadığınız eşyaları doldurup zamanınızı onlara harcamayın. Çocuklarınıza daha fazla vakit ayırın, aynı zamanda evde daha fazla mekan ayırın.
İkinci olarak çocuk tam zamanlı ilgi ister, nasıl mı? Nasıl siz bir saksıdaki çiçeğe suyunu veriyorsunuz, güneşe koymayı ihmal etmiyorsunuz, arada bir hava alsın diye dışarı çıkarıyorsunuz, aynı öyle çocuk ilgi ister. Etrafınızdaki başarılı çocuklara bakarak imreniyorsunuz ama sizin çocuğunuz başarılı değil. Etrafınızdaki başarılı çocuklara imrenmeyin onu yetiştiren anne babaya imrenin . O zaman belki bir şeyler değişir. Oturduğunuz yerden oğlum kızım ders çalış derseniz ve siz o zaman diliminde tv başında meyve yiyorsanız çocuk ders çalışmaz. Siz de tvden, meyveden fedakarlık yapıp gerekirse çocukla birlikte ders çalışacak, onun yanında duracaksınız.
Çok yanlış bulduğum üçüncü bir anlayışta babanın otorite olarak evde bir korku kültürü yayması ve annenin çocuklar ve baba arasındaki tampon bölge olması. Burada öyle kötü sonuçlar çıkıyor ki ortaya.. İlki, anne arada yıpranıyor. İkincisi çocuklar, hele de kız çocukları babadan gelmesi gereken sevgiyi alamıyorlar ve özgüven eksikliği ortaya çıkıyor. Üçüncü olarak zaman geçtikçe yıpranan annenin farkında olan çocuklar babaya karşı içlerinde gizliden gizliye nefret besliyorlar. Siz babalar korkuyla yöneterek elinize aldığınız otorite ile çok saygıdeğer olmuyorsunuz aksine bütün saygıyı, üstüne sevgiyi yok ediyorsunuz.
Bir aileden yola çıkmıştık bunu toplumda da görebilirsiniz. Bir şirkette yöneticinin korku salarak şirketi yönettiğini, ya da bir öğretmenin öğrencilerine değer vermeden onların sadece tek düze insanlar haline gelmelerini sağlayacak şekilde eğittiğini..
Bu böyle olmamalı... Biz her birimiz insan olarak değer görmeyi hak ediyoruz ve insan olarak değer göstermeyi de..
Bu yazıyı inanın sayfalarca yazabilirdim ama burada kesiyorum bir sonraki yazıda devam edeceğim.




