Meczuplar diyarının muzdarip kovulmuşları olduk, yetmedi

“Nadanlar eder sohbeti nadanla telezzüz

Divanenin hemdemi divane gerektir”

Mısralarının alnı lekeli muhatapları olduk.

Ümit çoktan terk etmiş bu toprakları aksakallı ihtiyar, bin değil binlerce insan ömrü kadar yürüsen arzda ne sevinç görürsün ne insanlık.

Kabul et artık ümitler alevlenmez oldu bu topraklarda,

Kaç zamandır, belki yüz yıl belki yarım asır, bilmiyor musun;
Baykuşa çifte yalı bülbüle zindan düştü.

Acılar dehlizinin en karanlık koridorlarında tutsak kaldık, ötelerden gelen kararla zehir üstüne zehir yudumladık

Pelikanlar terk etti diyarı kumsalların hüzünlü yürüyüşçüleri bizler olduk.

Dijital dünyanın mekanik tutsakları, beyni uyuşmuş robot çağının koşullu ve yönetilir acizleri kolonisinde en seçkin kullar haline geldik.

Çileye düşman olduk hem de dünkü gibi laf salatalarında boğulduk, köy mü bıraktık ki buralarda çektiğimiz sancılar bağırsaklarda kaldı.

Hu hu’lara karıştı beddualar pervazlarda dualar intihar etti. Bir kuşun kanadında da diyemedik gelecek günlerin muştusuna, bülbülün hicranı gibi ne kanadını bıraktık kuşun ne de mahremiyetini koruyacak tüyünü.

Araba ve para sevdasıyla doyurduk da emellerimizi intibah kurşun yedi geçenlerde belki çamlıca sırtlarında uyanışımız öteki mevsime sarktı.

Uzandı eller namusa edebe hayaya dine diyanete daha dün gün gibiydi bu günkü karanlıktan önce yarınlar ne olur hepsi bir bilmece ama gelecek belki hiç gelmeyecek.

Gelmeyecek on beşliler için zaten dün yakıldı ağıtlar bugün on beşliler yine gelmeyecek gelmesin diyor 85’likler on beşlilere, Tokat yolları hala taşlı mı bilinmez ama insanların gözü dün de bugün de yarın da hep yaşlı.

Kim gönderdi o güzel insanları, nereye gönderdi gittikleri yer güzel miydi hala bir haber gelmedi.

Gökdelenler arasında sıkıştı kaldı insan ve insanlık, yabana sür diyor bir ses kendini yabana yani aslına yani doğana tabiatına belki o zaman kurtulur insanlık. 

Bir değil 6666 ayetin her harfine muhatap olduk, olduk ama tam olamadık, ham kaldık çiğ kaldık yüreklere kezzap kibre ve nefse şerbet sunduk.

Konuştuk boyuna durmadan konuştuk anlattıklarımız derya mürekkebi kurutur gibi anlam ve mana muallak kavramlar hep fos çıktı.

Konuştuk olura olmaza konuştuk hep konuştuk temsil ötelerde kaldı diller şakıyan birer yalancı bülbül.

Nerde kaldı o ilahi yasa, boşver her şeyi her şeye boşver, oku ve insanlardan bir insan ol.

Halimize bakıyorum inmez gökten ilahi merhamet çünkü diyor ki, merhamet edin ki merhamet olunasınız. Merhamet kim kimin adı merhamet ya merhameti öldürelim ya da merhamet edelim.

Bir masumun acısı düştü Reis Bey’in vicdanına kim bilir belki bir genç dal budak serecekti şayet merhamet etseydi Reis Bey. Reis Bey sen ne yücesin ki anladın sonunda en girift olayı kurtuluşun huzurun olsun.

Kafa kağıtlarımız boş çıktı, boş çıktı onca emek ve bilinmiyor artık yarına ne ve kim gidecek?

Çağırın o güzel insanları gelsinler artık…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.