Şu Maraş (Burada Kahramanmaraş yerine sadece Maraş yazacağım, bu kahraman kentin aldığı kahramanlığı hiçe saymak ya da bir tepki değildir. Kahramanlığı seneler öncesinde kalan bir kentin şimdi uyuşuk, pısırık, tembel ve kıskançlığına bir tepkidir) güldürüyor beni.

Bilmiyorum, belki ülkemin diğer şehirlerinde yaşayan yurttaşlarda aynıdır ama ben Maraş’ı biliyorum, görüyorum. Sadece Maraş’a değil, kendime gülüyorum.

Sanayi dediler Maraş’a tekstilden başka bir alanı gözleri görmedi. Kim varsa herkes saldırdı bir dönem sonra patır patır iflas ettiler. Sanki tek sanayi dalı tekstilmiş gibi.

Tutturduk, bir havalimanı diye, sözler uçuştu havalarda, vaatler birbirini kovaladı. Şimdi güya restore edilen ve büyütülen bir havaalanı ile yetinir olduk.

Hızlı tren hülyasına daldık hani bir aralar, taa oralardan geçen hatta bir bağlantı veriyoruz dediler, ne güzel kandık.

İkinci üniversite diye tutturdu, garip şehrimin ahmakları. Sonra bir de batık ki, elimizde olan üniversiteyi bölüp alın size ikinci üniversite dediler. Ne güzel hevesimiz geçti, oturduk.

Dört tarafından ulaşımı olan bir il değiliz, yarım ada gibi, üç tarafı yollarla çevrili bir tarafı geçit vermez dağ. Üçün ikisinde bir şekilde işler yolunda gitti, işler kolaydı zahir ondan belki. Bir tarafında ise dağlar vardı, dereler vardı. İhtimal ondandır yapıp da bitiremedik daha.

Kavşaklar yapmaya karar verdiler, uçan arabaların üretilmeye başlandığı bir çağda. Onu da köstebek tüneli gibi battı çıktı yapmayı uygun gördüler. Şurada bir yonca kavşak yapacaklardı Maraş’ın alı moru olacak, onu da ödenek yok diye battı çıktıya çevirdiler. Oysa aynı dönemde aynı kavşağı Kayseri yaptı ve övündü.

Diğer kavşaklara kavşak diyenlerin de aklına yanayım ben. Kentin içinde ucubeler yaptık gitti.

Trabzon Caddesi yayalaştırılsın dediler, itiraz edip sövmeyenimiz kalmadı. Esnaflar kenetlendi, kahramandık ya, tepki tepki üstüne geldi. Şimdi ne yaya ne araç yoluna benziyor. Güzelim bir proje vardı, içine ettik, elimizde patladı. Sahi ne oldu, o projede bebek bakım yerleri, tuvaletler falan feşmekan?

Şehrin kuzeyine, güneyine, batısına, doğusuna çevre yolu yapılıyor, bulvarlar yapılıyor ama biz hala inadına trafik çatlasın diye kent merkezini kullanıyoruz. Sanki diğer yollar evimize gitmiyor!

Otoparklar yapılıyor, bilirsiniz şikayet ediyorduk otopark yok diye, ancak hala sokaklar park eden araçlarla dolu. Her şeyimiz elimizin altında, gözümüzün önünde olmalı. Ne var yani otoparka koy arabanı çık.

Stat istiyor, bilmem kaçıncı ligde oynayan takımıyla Maraş. Çok istemeyin, elinizdeki stadı da ikiye bölüp alın size yeni bir stat derler, havanız iner. Sahi hangi başarımızla istiyoruz yeni stadı? Doğru şampiyonlar liginde top koşturan, UEFA’da liderliğe oynayan takımlarımız var ya! Ne kadar ayıp, koskoca devlet bir stat yapmadı bize. Rezil olduk dünyaya, bu statlarla. Zaten seyirciler de stada sığmıyor binaların damında izliyor maçları!

Bir adam çıktı bir ara, savunma sanayi kenti kalkındırır dedi. Önemli bir alana dikkat çekti. Ben sonuna kadar sizin yanınızdayım, alt yapı hazır, siyasi destek hazır, pazar sorununuz yok dedi. Duyan olmadı! Hatta o adamı önce yediler, sonra adam dik durmasının ödülünü yeniden aldı. Ama ona bir çağrım var; Adam, adam olmayanlara sırt verip, yola çıkma. Durduğun gibi dimdik dur, olduğun gibi yürü. Bak savunma sanayine sahip çıkan yok, koskoca Maraş’ta.

Hastane yaptılar, bölgesel hastane olacak diye. Şehir batıya genişliyor onlar kentin doğusuna kurdular sözde bölge hastanesini. Kriz geçirsen hastaneye gitmeden, Azrail eline verir kararı. Sahi zemini falan sağlam mı o binanın! Bir ara çatlaklar falan oluşuyor, depreme dayanmaz dediler! Bakan soran oldu mu acaba?

 Şu KASKİ’ye de çokça çatar olduk. Musluklar, kirli su falan! Ona buna laf attık da elimizdeki billur gibi suyu komşuya kaptırıp biz de diğer komşunun barajından içme suyu almaya karar verdik. Ya biz mi çok aptalız yoksa komşular mı çok zeki?

Şu şehir içi ulaşıma bir laf vurmadan rahat edemem, her şeyi geçtim de aktarma kafama takılıp duruyor. Tamam anladık, minicik kente aktarma sistemi kuruldu da, niye aktarma yapıldığında güya azıcık diye 30 kuruş ücret koydular.

Gülüyorum işte Maraş’ın düşüncesine, isteklerine, işlerine…

Sorun, amirde, memurda, idarecide, yöneticide değil. Sorun bende, sende, onda, şunda, hepimizde. İstemeyi de bilmiyoruz, iş yapmayı da.

Neyse gülmeye devam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.