ÖNSÖZ
Arslan Bey’in Maraş Kurtuluş mücadelesi ile ilgili iki hatıratı vardı. Birisi Latin harfleri ile yazılmış diğeri ise kendi el yazması ve eski Türkçe harflerle yazılmıştı. Bu hatıratlar yanında birçok belge, fotoğraf, rapor ve telgraflar da mevcut idi. Savaş sırasında Mustafa Kemal ve diğer komutanlarla yapılan yazışmalar da vardı. Bu dokümanlar Mustafa Zülkadiroğlu tarafından alındı ve tekrar iade edilmedi. Gün ışığına ancak pek az kısmı yansıdı. Mustafa Zülkadiroğlu daha sonraki bir konuşmasında “ Maraşlıyı büyük bir sıkıntıdan kurtardım.” Diyordu. Oysaki bazı güçlere hizmet ederek, Maraşlının kendi tarihini öğrenmesine engel oluyordu. Düzmece bir tarih kurgulanıyor ve Maraşlı çarpıtılmış bir tarihle baş başa bırakılıyor, tarihin adeta üstü örtülüyordu. Bu belgeleri elinde bulunduranlar ancak istedikleri kadarını servis ediyorlardı. Elde bulunanların yayınlanmasına yıllarca aile olarak eksik ve tahrif ediliş noktalar bularak karşı çıktık. Ancak gerçeklerin ortaya çıkması yıllar geçtikçe daha da zorlaştı ve çarpıtmalar büyük boyutlar kazandı. Bu nedenle elde bulunanları yaymaya, yayınlamaya karar verdik.
Arslan Bey’in hatıralarının tümü bir gün ortaya çıkacaktır. Biz de Maraş kurtuluş mücadelesini tam olarak o zaman öğrenme imkânı bulacağız. O zamana kadar elimizde bulunanla yetineceğiz. Bu hatırat birkaç dostumuz tarafından kaleme alındı. Orijinal metin yayınlandı. Bu orijinal metinden biri de Serdar YAKAR tarafından hazırlanan, 2014 yılında Kahramanmaraş Belediyemiz tarafından yayınlanan “ Maraş Milli Mücadelesinde Arslan Bey” isimli kitaptır. Ben de bu kitaptaki o orijinal metni temel alarak genç nesillerin daha iyi anlamaları amacıyla Farsça ver Arapça kelime ve deyimlerden ayıklanmış bir metni, el verdiğince sadeleştirerek vermeye çalıştım.
Bu sadeleştirmede kesinlikle içeriğe dokunulmadı. Hiçbir yoruma yer verilmeden hatırat olduğu gibi verildi. Bu hatırat Maraş kurtuluş mücadelesini başından son gününe kadar, en ufak bir ayrıntıyı atlamadan vermesiyle önem kazanıyor. Genç nesillerin daha kolay okuması ve anlaması amacımız olmuştur. Bu konuda bir nebze olsun katkı sağlamışsak mutlu olacağız. Hayırlı olması dileğiyle tüm şehitlerimize ve ebediyete intikal etmiş gazilerimize Allah’tan rahmet, minnet ve şükranlarımızı sunarız. Mahmut TOĞUZ (TOĞUZATA)
ARSLANBEY (TOĞUZATA) 1883-1963
Arslanbey 1859-1864 yıllarında Kafkasya’dan Çarlık Rusya’sı tarafından sürgüne tabi tutularak göç etmek zorunda kalan Asetin (Oset) Toğuzata kabilesinin Maraş bölgesine yerleştirilen boyuna mensuptur.
Mırza Zade Abdullah Hasan Oğlu Arslanbey, 1883 yılında Maraş Sancağı Göksun Kazası Fındık Köyünde (Fındık Mahallesi) dünyaya geldi.
İlköğrenimini Göksun kazasında tamamladı. Elbistan’da Rüştiye Mektebini bitirerek, Medreselere devamla ilim tahsilinde bulundu.
Bir süre Göksun’un köylerinde İlkokul öğretmenliği yaptı. Dini eğitimini geliştirmek üzere Halep’e gitti.
Halep Valisi ve İsmail Bey’in (Hakim) yoğun ısrarları sonucu, 1 Mart 1910 yılında Halep’te Polis olarak göreve başladı. 1911 yılında Komiser yardımcılığı görevine atandı.
1915 yılında Halep Valiliği İkinci Komiser yardımcılığına atandı.
1916 yılında Halep vilayeti dahiliye zabitliği ve Polis Okulu Öğretmeni olarak görev yaptı.
1917 yılında Trablusşam sancağının öneminden dolayı, İkinci Komiser olarak Trablusşam’da göreve başladı.
Aynı yıl içerisinde Serkomserliğe terfi etti. 17 Temmuz 1918 yılında Trablusşam Aşar kontrol memurluğu görevi üstlendi.
31 Ekim 1918 yılında Türk Milleti’nin idam fermanı olan Mondros Mütakeresi’nin imzalanmasıyla, ‘doğduğum şehir işgal altındayken buralarda duramam’ diyerek 5 Eylül 1919’da Maraş’a döndü.
12 Şubat 1920 gününe kadar Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti reisi olarak savaşı bizzat yönetip, cephede sipere girerek savaştı. Maraş kurtuluş mücadelesinin kazanılmasıyla önemli bir kuvvet beraberinde Antep savunmasının merkez komutanlığını yaptı.
T.B.M.M 1.Dönem Milletvekili olarak 17 Mayıs 1920 tarihinde Meclise katıldı.
Maraş Mutasarrıflığı ve Adana Askeri Komutanlığının talebi üzerine T.B.M.M izinli olarak Güney cephesine gönderildi. 14 Ay Güney cephesinde tüm düşman çekilinceye kadar ve mahalli olaylar sükut buluncaya kadar görev yaptı.
Meclisin son döneminde P.T.T komisyonunda görev aldı. Kırmızı-Yeşil istiklal madalyası ile taltif edildi.
7 Haziran 1963 yılında vefat etti.
MARAŞ KURTULUŞ MÜCADELESİ KOMUTANI ARSLANBEYİN HATIRATI
(Arslan Bey anlatıyor)
Birinci dünya savaşında ordularımız, gerek yalnız ve gerekse bağlaşıklar adına hücum ettiler.
Doğuda Süphan Dağı’nı, Güneyde Sina Çölü’nü aştılar. Kanalda, Kut’ül Amare’de İngilizlerden esir getirdiler. Çanakkale’de düşmanı denize döktüler. Fakat Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in ihaneti, Ermeni ve Rumların isyan ve hıyaneti ülkede sarsıntı yarattı.
Makedonya cephesindeki bozgunluk sebebiyle savaş çok acı ve azap veren bir sonla, yenilgi ile neticelendi. 31 Ekim 1918’de Mondros Antlaşması imzalandı.
Hükümetin güney vilayetleri boşaltma gafletinde (Gaflet: Dalgınlık, Dikkatsizlik, Aymazlık, Dalgı, İhtiyatsızlık) bulunmasıyla, düşmanlarımız güneyde bir Kürt hükümeti, Kilikya’da bir Ermeni yurdu ve Anadolu’nun her tarafından topladıkları Ermenilerle Kilikya ordusu, alay ve taburları kuruldu. Hükümetin zayıf ve güçsüzlüğünden faydalanarak antlaşma maddelerinin aksine Yunanlılar İzmir’i işgal etti. İngilizler de Musul, İstanbul ve güney illerimizi işgal etti. 23 Şubat 1918 günü İngilizler şehre (Maraş) girerken Ermeniler kutlama ve gösteriler yaptılar. İngiliz askerlerinin yanında Ermeni taburunun da bulunmasından dolayı Kilikya Ermeni yurdunun neşe ve heyecanı ile kaplarına sığmıyorlardı.
Birkaç gün sonra Ermeni askerlerinin bir Nedirli’yi şehit etmesi, memleket ileri gelenlerini haklarında soruşturmalar açarak bir ders vermek ve hadlerini bildirmek amacıyla zorla götürmeleri, işgal kuvvetlerinin yaptıkları kötülükleri yurt sathına yaymaları, Ermenilerin Adana’da Kalem Müdürü Cemal’i, Osmaniye’de telgraf memuru Muharrem’i, Erzin’de bir öğretmeni şehit etmeleri zorunlu göç esnasında Maraş Mutasarrıfı (Sancağın en büyük idari amiri) iken Sivas’ta bulunan İsmail Kemal’i soruşturma amacıyla resmi yazı yazarak çağırmaları ve Maraşlı Ali Aytemiz ile birlikte Halep’teki İngiliz savaş mahkemesine gönderilmesi, İstanbul’da zorunlu göç ile ilgili Diyarbakır Valisi Reşit Bey’in tutuklanmamak için intihar etmesi ve Maraş, Antep, Urfa, Mardin’in, Kilikya’nın Fransız idaresine verileceği haberi üzerine Maraş’ta milli mücadele fikrini yaymak üzere teşkilat (örgüt) hazırlıklarına başladım.
Suriye’de Fransızların Hıristiyanları şımartarak çeşitli kötülükler yaptıklarını Müslümanların çeşitli önlemler almak zorunda kaldıklarını…
Yüzbaşı Mahmut’la tanıştık. O da yapılan zulümlerden söz ederek sızlanmaktaydı. Bir gün Yüzbaşı Mahmut’a teşkilat yapmak üzere Albay Fuat Bey’in emrinde birçok rütbeli subay geldi, memleketin güvene layık kimseleriyle görüşmeyi istiyorlar dedim. Yüzbaşı Mahmut da Doktor Mustafa Bey’e gidelim diyerek birlikte gittik.
İstanbul’dan gelen rütbeli subayların teşkilat yapmak üzere olduklarını söyleyince Doktor Mustafa Bey memnun oldu. Önlem alınması taraftarı olduğunu, fedakârlıktan geri kalınmayacağı fikrini ileri sürdü.
Muallim (Öğretmen) Hayrullah okul arkadaşımdı. Evliyayı da evvelce tanıdığımdan, bu fikri söyleyince memnun oldular. “Beraber çalışırız, yalnız dikkat et burada İngiliz Muhipler Cemiyeti’ne (İngilizleri Sevenler Topluluğu) üye insanlar var. İngilizler aleyhine söz söyleme, bir de serbest iş görebilmek için görev almaya çalış bunun için mutasarrıfa bir dilekçe ver biz de yardım edelim dediler.” Mutasarrıfa dilekçe verdim, kabul etmedi.
Mutasarrıf Atabey ile görüştüğümde ittihatçılar aleyhine kötü söylüyordu. İttihatçılar sayesinde Mutasarrıf olduğunu söyledim. Kızdı ve “Memleketi felakete sürüklediler. Dilekçe ver, memleketi işgal edenlerin memuru olarak açıktan maaşını alırsın diye cevap verdi.” DEVAMI YARIN…




