11 ayın sultanı Ramazan geldi. Oruç tutmanın vereceği huzur ve ziyafet sofralarına dönüşen iftar sofralarının görüntüsü heyecanlandırmaya başlarken;  kronik hastalıkları olanları ise oruç tutabilecek miyim? sorusunun yanıtı endişelendirmeye başladı…

Ben kalp hastasıyım oruç tutabilir miyim?

Kalp hastalığının derecesine göre kontrol altındaki kalp hastaları oruç tutabilirler. Ancak kalp hastası olan kişinin mutlaka bu konuda kendisini takip eden doktoruna danışması gerekir. Son 1 yıl içinde kalp krizi hikayeniz yoksa semptomları ilaç tedavisiyle kontrol altında olan kalp, damar ve yüksek tansiyon hastasıysanız doktorunuza danışarak oruç tutabilirsiniz

Oruç tutmak için kimler yüksek risk altındadır?

• Son 1 yıl içinde yeni kalp krizi geçirenler,

• Kalp hastalığına bağlı kontrol altına alınamayan şikayeti olanlar,

• Çoklu ilaç kullanımını gerektiren kalp yetmezliği olanlar,

• Kontrolsüz hipertansiyon hastaları,

• Kalp kapak protezi ya da artmış inme riski nedeniyle kan sulandırıcı ilaç kullananların oruç tutmaları sağlıklı değildir.

Kalbinde stent olanlar, kalp ameliyatı olanlar ya da kalp pili kullananlar oruç tutabilir mi?

Eğer stent takılması ya da kalp ameliyatı son 1 yıl içinde olmuşsa, stent ve değişen kalp damarlarında problem çıkmaması için genelde ikili kan sulandırıcı tedavisi uygulanır. Bu dönemde kişinin oruç tutması doğru olmaz. Ancak stent uygulaması ve kalp ameliyatının ardından 1 yıl geçmiş ve hastanın şikayetleri kontrol altındaysa yine doktoruna danışarak oruç tutmasında sakınca olmayabilir. Kişide sadece kalp pili olması oruç tutmak için engel değildir. Kalp ya da kalp dışı diğer yandaş hastalıkların varlığı kişinin oruç tutmasına engel olabilir.

Kalp hastaları oruç tutarken nelere dikkat etmelidir?

Öncelikle oruç tutma kararından önce kendilerini takip eden doktorun görüşünü almaları gerekir. Oruç tutarken kalp hastaları için sorun oluşturabilecek iki temel konu; özellikle sıcak ve uzun yaz günlerinde uzun süre susuz kalmak ve iftarda ani, çabuk ve çok miktarda yemek yemektir. En kötüsü ise uzun süren açlığın ardından yağlı, çabucak, çok miktarda yemek yemektir. Bu şekilde mide ve barsak sistemine giden kan miktarı artışıyla kalbin iş yükü de artacaktır. Bu da ani kalp krizlerine neden olabilir. Bu yüzden özellikle bilinen kalp hastalığı olanların, aslında herkesin, günlük almaları gereken besin miktarını iftarla sahur arasında bölüştürerek azar azar ve sık alması en uygun yöntemdir.

Koroner kalp hastalığı olanlar iftarda ve sahurda neler yemeli?

İftarda öncelikle çay ekmek peynirle veya çorba ile hafif bir kahvaltı yapıp daha sonra mümkün olduğunca bol sulu, kızartılmamış, aşırı yağlı olamayan gıdalar tercih edilmelidir. Bir örnek gerekirse makarna ve komposto veya hoşaf idealdir. Börekten vazgeçilemiyorsa, kızartılmamış, fırında pişirilmiş bol sebzeli olmalı ve ölçülü yenilmelidir. Nohut, mercimek, fasulye de tavsiye edilir ancak baklagillerin sindirimi zor olduğundan az miktarda yenmelidir. Midenin asit salgısını arttıran baharatlar ramazanda hiç yenmemelidir Sahurda ise çok yemek uzun süre tok tutar inancından vazgeçilmelidir. Çünkü ne kadar çok yenirse ve ne kadar hızla kan şekerini yükselten tatlılar yenirse o kadar çok acıkılır, Sahur sofraları kahvaltı gibi hazırlanmalıdır. Su ve mineral ihtiyacını karşılayacak gıdalar yanında ölçülü miktarda yumurta, süt, yoğurt, peynir veya lifli gıdalar (sebze yemekleri) hem kan şekerinin yavaş yükselmesini sağlar, aşırı mide salgısına neden olmazlar ve acıkmayı geciktirirler.

Koroner kalp hastalığı olduğunu bilmeyen hastalar için neler söylersiniz?

Kalp hastalığı riski olan kişiler oruç tutmak istiyorlarsa mutlaka kontrolden geçmelidirler. Ramazan’da özellikle iftardan sonra sınırda veya gizli olan koroner hastalığı bir kalp krizi ile ortaya çıkabilir bu da çok riskli olabilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.