Modern görünümlü cılız kentlerin aydınlık sokaklarında kaybolan ve kaybolan pas tutmuş kalplerin hazinesi, hazinelerin kaybolan en değerli parçası, parçalanmış duyguların kaybolan abı hayatı ve hayatın en büyük kaybı: Sevgi.

Sevgiye sesleniyorum;

Duyuyorsan eğer beni gizlendiğin o yerde, seni kırdığımızı, seni unuttuğumuzu, seni çıplak bedenlerin ruhsuz tenlerine hapsettiğimizi biliyorum. Ve farkındayım zaten cinselliğin boğucu sokaklarında seni de ziyan ettiğimizin. Aslında zayi olan bizdik, ziyan olan biz. Seni ucuz bir meta gibi pazarlara sürdüğümüzden beri ziyan olduk. Aldık seni sırça köşklerinden, belki Yakup’un, belki Yusuf’un dualarından, Yusuf dedim ya, Züleyha gelir akla, belki Züleyha’nın çırpınan minicik yüreğinden çaldık. Mecnun’a daldık, Leyla’nın çarpıntılarında hiç aramadık seni. Seni öyle sıradanlaştırdık ki, Godom ve Somore’nin lanetli ve ten kokan girdaplarında aradık.

Pompei’nin, yüzyıllar sonra bulunan küllerinde aradık şuursuzca ve cezalandırılmış bedenlere sorduk seni, korkusuzca.

Sevgiye Sesleniyorum;

Arzulara yenik düştü vuslat iniltileri ve iniltilerin serseriliğinden koptuk senden. Haz ve zevk ile devrildi bütün saltanatın, yıkılan saraylarının altında ezildik. Bir devrildi ki ihtişamın, tahtın, geleceğin yüreklerine şimdiden zehirli oklar saldık. Kafesin içindeki ülkene bakamadık, sine dedik, göğüs anladık. Biz asıl seni kalpten alıp şehvete verdiğimizde yanıldık. Sevgi, seninle şehveti bir tuttuk ve seni bedensel hazlarda varsın zannettik.

Sevgiye sesleniyorum;

Nasıl oldu anlamadım, ayda bir, bir başka yüreğe gönderdik seni. Meyhanelerin ucuz fahişeleri ve içilen şarapların değersiz bedeli gibi harcadık seni. Bazen birkaç kalbe yolladık hem de aynı anda. Seni paramparça etmişken gittiğin ruhlarda ne aradık. Aradık mı ya da bir hayvani arzuya mı daldık. Bir paçavra gibi attık da çöplere seni, hiç sahip olamayacağımız yatak odalarına gömdük.

Sevgiye sesleniyorum;

Varlığın mayası, temeli, kıymetlisi, harcı sendin oysa. Var edilenler seninle hayat bulmuştu ve var olanlar senin vesilenle bağışlanıyordu. Sevgi, seni oku emrindeki sır ile birleştiremediğimiz için belki, belki seni alenileştirdiğimiz için kırdık, üzdük.

Sevgiye sesleniyorum;

Senin kıymetini bileceğimize dair söz veremiyorum ama seninle lağımların gül bahçesi, savaşların barış, karışıklığın huzur olduğunu biliyorum. Eğer kalbinde bizim bu halimize aldırmadan yeniden sarmak, sarmalamak varsa ne olur bu vuslat anını uzatma. Gel, zira sen gelmezsen insanlık kendi kendini yok ediyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
RewriteEngine On RewriteCond %{HTTPS} off RewriteRule ^(.*)$ https://%{HTTP_HOST}%{REQUEST_URI} [L,R=301]