Tehdit Algısı
Benlik kavramımıza yönelen ve kendimize verdiğimiz değeri hepten etkileyen üç temel tehdit kaynağı vardır:
Birincisi, hayattaki Başarısızlıklardır. Bir sınavda başarısız olmaktan, kötü geçen bir iş görüşmesinden, başarısız bir evlilik sonucu boşanmaya kadar hayatta yaşanılan olumsuz deneyimler benliğimiz için büyük tehdittir.
İkincisi, Tutarsızlıklardır. Kişinin aniden yaşadığı olağan dışı/beklenmedik negatif veya pozitif olaylar karşısında kendi benliğini sorgulamaya zorlayan durumlardır.
Üçüncüsü, Stres yükleyicilerdir. Kişinin başa çıkma kapasitesini zorlayan, çoğu zaman aşan anlık ya da sürekli olaylardır. Örneğin aşırı talepkar bir işyerinde çalışıyor olmak veya hasta birinin bakımını üstlenmek gibi.
Benlik kavramına yönelik bu tehdit unsurları kişinin kendisine zarar vermesine ya da intiharı seçmesine kadar gidebilir. Tehditle algılanan bu negatif duygular aynı zamanda bedensel rahatsızlıklara da yol açar. Bitmeyen baş, bel ve boyun ağrıları yanında bağışıklık ve sinir sistemini de tehdit eder. Bütün bunları tetikleyecek veya üstesinden sağlıklı bir şekilde gelinmesini sağlayacak başa çıkma yolları vardır. Her insan nasıl ki farklı benlik algısına sahipse, tehdit algısı karşısında da farklı farklı başa çıkma yolları dener.
Tehdit Algısıyla Başa Çıkma Yolları
Tehdit algısıyla başa çıkmanın birçok farklı yolu vardır. Bunlardan bazıları tetikleyici, bazıları nötr, bazıları ise tehdit algısını tolere etme yolunda oldukça başarılı ve yararlıdır. Tehdit algısı karşısında bazı insanlar kaçmayı dener bu nötrdür. Bazıları yadsıma yöntemiyle tehdit algısını ortadan kaldırmaya çalışır. Yadsıma yönteminde kişi kendisini alkol uyuşturucu veya başka zararlı bir yolla uyutur. Bu tamamen yıkıcı bir tutumdur. Bazı insanlar ise önemsemeyerek ve görmezden gelerek tehdit algısını atlatmaya çalışırlar. Tehdit algısına karşın en yapıcı tutum ''Kendini ifade''dir
Kendini İfade Etme ve İletişim
En fazla yarar iletişimden elde edilir. İletişim sayesinde anlayış ve benlik içgörüsü gelişir. Etkili bir iletişim ise etkin bir dinleme ile başlar. Kişi kendisinin dinlenildiğine ve anlaşıldığına inanıyorsa orada etkin bir iletişim bağı kurulmuş demektir. Etkili bir iletişim birçok yanlış anlamayı, kişiler arası kopuklukları ve en önemlisi kişilerin yalnızlaşmasını önler. Tehdit algısı karşısında bireyin yalnız olmadığını bilmesi büyük bir güç kaynağıdır. Bir başa çıkma mekanizması olarak iletişim, problem anında meydana gelen fiziksel rahatsızlıkları, baş ağrılarını, kas gerginliğini ve şiddetli kalp hızını bile azaltır. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirdiği birçok araştırma sonucu ortaya çıkmıştır.
Etkili İletişim İçin..
Etkili bir iletişim için her şeyden önce özveri gerekmektedir. Değer vermek ve karşıdakine bunu hissettirmek etkili iletişimin olmazsa olmazıdır. İletişimde etkin dinleme şarttır. Sadece susup dinlemek etkin dinleme anlamına gelmez. Konuşurken karşıdaki kişinin gözlerine bakmak ve mimiklerle dinlemeyi destekleyip, anlaşıldığını hissettirmek, karşıdaki insanı daha çok konuşturacaktır. Sürekliliğin olduğu bir etkili iletişimde sorunlar bir bir çözüme kavuşacaktır. Anlayış ve hoşgörü ise etkili iletişimin temel taşlarıdır. Herhangi iç veya dış tehdide maruz kalmış olan kişi muhakkak ki karşıdaki insandan anlayış ve hoşgörü isteyecek ve bekleyecektir. Etkili bir dinleme olsa bile anlayışsız ve hoşgörüsüz bir geri bildirimde kişi bir daha iletişime girmek istemeyecektir.
KAYNAKÇA
1) Michael A. Hogg ve Graham M. Vaughan(2014).Social Psychology,Seventh Edition.
2) Jerry M. Burger(2006).Kişilik.




