İnsan, fiziksel, ruhsal ve kişiler arası gereksinimlerini karşılamaya çalışa dursun gelin görün ki, diğer canlılarla karşılaştırıldığı vakit yeryüzünde en çok sıkılan, depresyona giren canlı türü de insandır. Tüm bunların yanında hayatta anlam aramaya çalışan tek varlık yine insanın kendisidir. Hayatta anlam aramaya çalışan bireyler kendilerini ayakta tutacak bir anlama ve amaca ulaşamadıklarında başta depresyon olmak üzere pek çok ruhsal sıkıntıyla karşı karşıya gelirler. Özü itibarıyla haz arayışında olan ve acıdan kurtulmaya çalışan türümüz, bu ruhsal acıdan kurtulmak için son on yıllarda başta anti depresan ilaçlar olmak üzere pek çok yönteme başvurmaktadır. Dünyamızda ve ülkemizde depresyonla mücadele ilacı olan anti depresan haplarının en çok satılan ilaç türlerinden olması insanların acıdan kurtulmak için başvurduğu yöntemlerinden bir tanesidir. Bilimsel ilaçların yanı sıra halk arasında kocakarı ilaçları olarak bilinen tedavi yöntemleriyle de dertlerine derman bulmaya çalışan insanların sayısı da azımsanmayacak kadar fazladır.
İnsanın yaşamdan sıkılması, her gün yaptığı olağan davranış ve ritüellerinden bunalması, hayatına yön verecek bir anlam ve amaç arayışında olması ve çoğu zaman bu anlam ve amacı bulamaması ona hayatı çekilmez kılar. Çekilmez hayatı rayına koymak için pek çok kişi yukarıda da belirttiğim anti depresan ve doğal tedavi yöntemlerine başvurur. İçindeki özü keşfetmekten korkan bireylerin pek çoğu ise sırf eksik olan öz güvenlerini başkalarının gözünde arttırmak, kendilerini bir gruba ait hissetmek, başka insanlar tarafından saygı duyulmak amacıyla kendilerini radikal dini ve ideolojik gruplara kaptırırlar. Bu kişilerin hedefi o dini veya siyasi ideolojinin amaçları çerçevesinde hareket etmekten çok başkalarının gözünde saygı görmektir. Çünkü belirttiğimiz gibi insan kendisini iyi hissettirecek davranışlar peşinde koşar. Maalesef küçük bir grup ise yaşamın sıkılganlığına fazla dayanamayıp kendilerini yok etme yolunu tercih ederler.
Her ne kadar sıkılganlıkla mücadele edip hazza ulaşmanın farklı yolları olsa da hayat özü itibarıyla acı ve sıkılganlıkla doludur. Esas itibarıyla bu acı ve sıkılganlık uygarlığın gelişmesine katkıda bulunur. Çünkü hayatı özünü bulmamış bir lay lay lom mutluluğuyla yaşayan bireyler öz mutluluğa ulaşmak için çaba sarf etmezler. Mutluluk zannettikleri bir duygu durum yaşadıklarını zannederler nitekim. Ancak hayatına anlam ve amaç katmaya çalışan birey ise sürekli bir arayış içerisindedir. Öz mutluluğa ulaşmak için bilinçli insan türünün bazısı edebiyata ve sanata yönelir, bazısı kendisini ihmal etmeden ve herhangi bir çıkar gözetmeksizin insanlığa hizmet eder. İstisnasız bu bilinçli bireylerin hepsi insana ve evrene olumlu katkılar da bulunarak medeniyetin gelişmesine katkı sağlarlar.
İnsanın yaşamda sıkılması gerçek mutluluğu elde etmesi bakımından yararlıdır. Başlıkta da belirttiğim gibi yaşamak sıkılganlığı içerir. Bu sıkılganlıkla yanlış yollara saparak mücadele etmeye çalışanların yöntemlerini yukarıda belirttik. Peki, bu sıkılganlıkla mücadele etmenin doğru bir yöntem veya yöntemleri var mıdır? Bu soruya gelecek yazı da yanıt vermeye çalışacağız.





hayat yüzde yirmi sevinç ve mutluluksa yüzde seksen aci hüzün ve sikilganliktir. önemli olan bu sikilganliği verimli hale getirmektir. bunu doğru gözlemlemişsiniz hocam.