BİREYLER ARASI SAYGI
İnsanoğlu, makine olmadığından farklılıklara sahip olan bir varlıktır. Her ne kadar benzer bedensel özellikleri paylaşsak da, bizleri diğer varlıklardan ayıran unsur düşünebilme yeteneğidir. Bu yetenek, hepimizi aynı yol da yürütmek yerine, bizlere farklı yollar çizerek o yollarda daha küçük gruplar halinde yürümemizi sağlar. Bütün insanlar aynı din yolundan, benzer ideoloji yollarından yürümezler. Yüzlerce ırk yolunun bulunması ise sadece düşünebilme yeteneği ile açıklanmayıp, insanlar arası gruplaşmanın da bir sonucudur. Her yolun yapısı da aynı değildir. Asfaltlanmış, düz bir yolun yanı sıra topraklı ve engebeli yollar da mevcuttur. İşte demokratik yaşam kültürü, binlerce farklı yolun bulunduğu dünyamızda, yoldaki insanların birbirini yürüdükleri yoldan dolayı yargılamamaları ve birbirlerine saygı duymalarıyla gelişir. Dikkat ederseniz tüm bu farklı yollardan yürüyen insanların bu farklılıktan dolayı birbirlerine hoşgörü göstermelerinden bahsetmiyorum. Zira hoşgörü, hataya ve yanlış davranışa karşı gösterilir. Hâlbuki insanların diledikleri yolda yürümeleri, kendilerinin özgür veya özgür olmayan kararıyla gerçekleşir. Dolayısıyla insanların farklı din, mezhep, ırk, ideoloji, sosyal tabaka yollarında yürümeleri bir hata değil, düşünebilme yeteneğine sahip olduğumuzdan doğal bir süreçtir. Farklılıklara hoşgörü değil, saygı gösterilir.
HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNİ KORUYAN İNSAN
İnsanın hak ve özgürlüklerini koruyabilmesi için evvela bu hak ve özgürlüklerinin farkında olması gerekir. Kişinin bu farkındalığa sahip olabilmesi içinse, yaşadığının bilincinde olması lazımdır. Kendisini birey olarak değerli gören, evrende yaşamasının bir anlamı olduğuna inanan kişi, yaşamının temelini ve geleceğini teminat altına almak için kendi hak ve özgürlüklerinin neler olduğunu araştırır. Bunları araştırmakla yetinmeyen bilinçli birey, aynı zamanda bu hak ve özgürlüklerin genişlemesi için neler yapılması gerektiği hakkında kafa yorup ulaştığı sonuçları uygulamaya dökmek amacıyla demokratik mücadele gösterir. Demokratik yaşam kültürü, araştıran, sorgulayan, aklının ve yüreğinin söylediklerini sentezleyen kişilerin omuzlarında yükselir.
SOSYAL YAPI
Demokratik yaşam kültürü, tabandan tavana doğru ilerlemesi gereken bir yapıdır. Toplumun en geniş tabanını oluşturan aile sisteminde benimsenmeyen bir kültürün, toplum içerisinde uzun süre kalıcı olması beklenemez. Ülkemizde ki aile sisteminin genel olarak, ata erkil bir yapıya sahip olması, aile reisi olan babanın otoriter, aile üyelerinin kararlarına çok fazla saygı göstermeyen bir kişiliğe sahip olması, demokratik yaşam kültürünün bu topraklar da filizlenip gelişmemesinin en önemli sebeplerden biridir.
Aile sistemi içerisinde doğan ve ilk çocukluğunu geçiren bir kültürün, okul da teorik ve pratik unsurlarını oluşturmadığımızda bu kültür, sağlıksız bir ömür sürer. Tabandan tavana doğru yol alan kültürün aile ve okul da sağlıklı ve bilinçli bir şekilde büyütülüp eğitilmesi halinde, bu kültürün en geç yüz yıl sonra toplumun bütün alanlarında var olmaması imkânsızdır.
Gelecek yazım da bu konuyu işlemeye devam edip, demokratik yaşam kültürünün nasıl ortaya çıkacağını, bu ortaya çıkış aşamasında hangi zorluklarla karşılaşacağını irdeleyeceğim.
Fidan Doğanay 11 Yıl Önce
dediğiniz gibi demokratikleşme ailede başlar önce ailedeki baba faktörünün dominantlığının kırılıp diğer bireylerle eşit seviyeye getirilmesi lazım bunu da zaten baba kendi davranışlarıyla ve çoçuklarına aktardıklarıyla yapabilir ancak